|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
Abdülhakîm-i Siyalkûtî “Rahmetullahi Aleyh”
ZENGİNLİK PARA ETMEZ
Allah adamlarından olan bu
mübârek zât,
Bir günkü sohbetinde,
şöyle etti nasîhat:
(Dünyâ ve âhirette seâdete
kavuşmak,
“Günâh” olan
işlerden kaçmakla olur ancak.
Zîrâ kim, hiç önem ve
ehemmiyyet vermeden,
“Günâh”ları
işlerse, îmânı gider elden.
Hattâ “İbâdet yapmak ve
günâhtan sakınmak,
Lâzım değil”
diyen de, küfre düşer muhakkak.
Bir gün de buyurdu ki:
(Allahü teâlânın,
Emir ve yasağına uymalıdır
bihakkın.
Resûlün bildirdiği
farzlardan, haramlardan,
Birine inanmıyan, îmândan
çıkar o an.
Ve meselâ “Günâh” ve
“Haram”sa bir şey eğer,
Ona, “Ne güzel!”
deyip beğenen, küfre girer.
“Küçük günâh”a devam, olur
hem “Büyük günâh”.
Büyükte ısrâr ise, küfür
olur mâzallah.)
Bir gün, bu büyük zâtın
biri geldi yanına.
“Çok zenginim”
deyince, nasîhat etti ona.
Buyurdu ki: (Zenginlik,
hiç mühim değil elbet.
Zîrâ sırf zenginlikle
gelmez kula seâdet.
Mühim olan, parayı nereden kazandınız?
Ve onu, nerelere ve nasıl
sarf ettiniz?
“Haram” yiyen bir
kimse, doksanbin hacca gitse,
Sonunda, cehenneme
düşebilir o kimse.
Ve kılsa da o kişi,
doksanbin rekât namâz,
Yine de cehennemden
kendini kurtaramaz.
Zîrâ eğer “Haram”la
beslenirse bir beden,
Hiç sevap kazanamaz
yaptığı ibâdetten.
Farz borcu ödense de,
verilmez aslâ sevap.
Hattâ tövbe etmezse,
çekebilir çok azap.)
|