|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Ahmet Mekkî Efendi
“Rahmetullahi Aleyh”
NAMÂZ TEMİZLİKTİR
Hadîste buyuruldu: (Her
kim, özrü yok iken,
“Namâz”ı terk
ederse, kurtulmaz başı
dertten.
Ömründe hiç bereket
olmaz onun meselâ.
Çok iyilik yapsa da,
sevap almaz o aslâ.
Kimseler sevmez onu,
kabûl olmaz duâsı.
Hem iyi duâların, olmaz
ona faydası.
Zelîl, kötü ve çirkin
ölür hem aç olarak.
Susuzluk acısıyla o can
verir muhakkak.
Mezarı, iki yandan sokar
onu bir nice.
Kabri ateşle dolup,
yakar onu gün gece.
Gâyet büyük bir yılan,
gelir onun yanına.
Öyle ki, hiç benzemez
dünyâ yılanlarına.
Her gün, her namâz
vakti, sokar onu
durmadan.
Hattâ kendi hâline
bırakmaz onu bir an.
Azap melâikesi, devamlı
yanındadır.
Hor ve hakîr olarak,
Cehenneme atılır.)
Yine bir hadîsinde
buyurdu ki o Server:
(Bir namâzı, vaktinde
kılmazsa biri eğer,
O kişi, seksen sene
ateşte yanacaktır.
Âhiretin bir günü, bin
sene olacaktır.)
Bir vakit kılmıyanın
cezâsı bu olursa,
Hiç kılmıyanın hâli,
nasıl olur acabâ?
Özürsüz namâzını terk
ederse kim eğer,
Onun şâhitliği de
sayılmıyor mûteber.
Hele farz olduğunu
etmezse eğer kabûl,
O zaman, îmânını zâyi
eder böyle kul.
Bâzıları çok yanlış bir
kelâm ediyorlar.
Yâni (Önce vazîfe,
sonra namâz)
diyorlar.
Tabii ki vazîfe
kutsaldır, bu hakîkat.
Büyük âmirin emri, daha
mühimdir fakat.
En büyük âmir ise,
Allahü teâlâdır.
O halde, en birinci
vazîfe de “Namâz”dır.
“Namâz”, maddî
mânevî temizliktir
mükemmel.
Zîrâ günde beş defâ
abdest almak, ne güzel.
Yine her gün, kırk defâ
secde edince insan,
İdman etmiş sayılır her
uzvu muntazaman.
Bir insan ki, temiz ve
böyle hareketlidir.
Her yaşta, sıhhatini o
koruyor demektir.
Zîrâ ömrü boyunca namâz
kılan kimseler,
Genellikle hep sağlam,
yâni sıhhatlidirler.
“Namâz”ın, mânen
olan faydasına gelince,
Bu, maddî faydasından
ziyâdedir bir nice.
Bir kul, günde beş defâ,
Allahın huzûruna,
Çıkınca, mânevî bir
huzur verin bu ona.
Nefse uyup, bir günâh
yapacak olsa eğer,
Namâz saatlerinde, bunu
anlar, vazgeçer.
Kur’ân-ı kerîmde de
buyurulur ki zâten:
(Namâz, korur insanı
uygunsuz fiillerden.) |