ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ

Ahmet Mekkî Efendi “Rahmetullahi Aleyh”

 

İKİ REKÂT NAMÂZ

 

Abdullah bin Tâhir” ki, çok sâlih birisiydi.

Hem de çok âdil olup, Horasan vâlisiydi.

 

Bir gün jandarmaları, birini, “Hırsız” diye,

Yakalayıp, acele bildirdiler vâliye.

 

O gece, hırsızlardan biri kaçtı hapisten.

Hirat’lı bir demirci, o mahalden geçerken,

 

Memurlar onu görüp, derhal yakaladılar.

Hırsızlarla berâber vâliye çıkardılar.

 

Vâli, “Hapsedin!” dedi, hiç de incelemeden.

Demirci, hücresinde bir abdest aldı hemen.

 

Kırık, mahzun kalp ile, iki rekât bir namâz,

Kıldı ve göz yaşıyle eyledi şöyle niyâz:

 

(Yâ rabbî, suçum yoktur, sırf sen buna vâkıfsın.

Ve beni bu zindandan, ancak sen kurtarırsın.)

 

O, gözyaşı içinde yalvarırken böylece,

Vâli, gâyet korkulu rüyâ gördü o gece.

 

Kuvvetli dört pehlivan, yanına gelip birden,

Tahtını, tam kaldırıp, tersine çevirirken,

 

Uyanıp kalktı hemen, sonra namâza durdu.

Tövbe istiğfâr edip, sonra yatıp uyudu.

 

Velâkin rüyâsında görünce aynı hâli,

Yatağından, korkuyla fırladı yine vâli.

 

Bildi ki, kendisinde bir “Mazlûm”un âhı var.

Acele abdest alıp, namâza durdu tekrar.

 

Sonra da el kaldırıp, dedi ki: (Yâ İlâhî!

Bilirim ki, sâdece büyük sensin Vallahi.

 

Sen öyle büyüksün ki, büyükler ve küçükler,

Sıkışınca, sâdece senden yardım isterler.)

 

Çağırdı hapishâne müdîrini acele.

Sordu: (Hapishânede bir mazlum var mı?) diye.

 

Dedi: (Onu bilemem, velâkin bir kimse var.

Ağlayıp, gözyaşıyle ediyor çok duâlar.)

 

Vâli “Eyvâh!” diyerek, getirtti derhal onu.

Sorup, anladı hemen hiç “Suçsuz” olduğunu.

 

Sonra özür dileyip, dedi: (Bakma kusûra.

Bir yanlışlık yapmışlar jandarmalar o sıra.

 

Hakkını helâl edip, şu bin gümüşü de al.

Bir sıkıntın olunca, bana gel yine derhal.)

 

Helâl etti demirci hakkını o vâliye.

Dedi: (Gelmem, işimi senden talep etmeye.)

 

Vâli “Niçin?” deyince, dedi ki: (Ey sultânım!

Şu garip fakir için, sen gibi bir sultânın,

 

Tahtını ters çeviren Rabbimi bırakıp da,

Başkasına gidersem, yakışır mı kulluğa?

 

Namâzların sonunda ettiğim duâ, niyâz,

İle, nice dertlerden eyledi beni halâs.

 

Ve nice murâdıma kavuşturmuşken Rabbim,

Ondan başka birine nasıl gidebilirim?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan