|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Safvân bin Süleym
“Rahmetullahi Aleyh”
NAMÂZ, KALBE NÛR VERİR
“Safvân ibni Süleym”
ki, tâbiînden bir
zâttır.
Her hâli, insanlara öğüt
ve nasîhattır.
Rabbine, öyle kulluk
ederdi ki severek,
Geçerdi her gecesi, hep
ibâdet ederek.
Yâni öyle çoktu ki
ibâdet ve tâati,
Az daha fazlasına,
yetişmezdi tâkati.
Çok “Namâz”
kıldığından dolayıdır ki
hattâ,
Şişerdi ayakları çok
durmaktan ayakta.
Namâzlarda ağlayıp,
gözyaşı dökerdi hep.
Seccâdesi, devamlı
ıslaktı bundan sebep.
Hattâ kurumasına, hiç
fırsat kalmıyordu.
Zîrâ ertesi gece, yine
ıslanıyordu.
Derdi ki, Resûlullah
buyurdu ki bir defâ:
(Her göz ağlıyacaktır
kıyâmette mutlaka.
Yalnız şu gözlerdir ki,
o gün hiç ağlamazlar.
Allah korkusu ile hiç
harama bakmazlar.
Ve bir de, Allah için
uyumıyan gözlerdir.
Ve Allah korkusundan,
göz yaşı dökenlerdir.)
Hazreti Ebû Bekir
buyurdu ki şöylece:
(Beş namâz vakitleri,
ard ardına girince,
Melekler seslenir ki:
“Ey insanlar, kalkınız!
Üstünüze farz olan bu
namâzı kılınız.
Böylece sizi yakmak
üzere hazırlanan,
Ateşi, namâz ile
söndürün hemen şu an.”
Bilin ki, namâzını
kılmıyanlar, elbette,
Kızgın göreceklerdir
Allahı âhirette.)
Büyüklerden birisi,
şeytâna rast gelerek,
Dedi ki: (Senden bir
şey istiyorum öğrenmek.
Senin gibi bir mel’un
olmak istiyorum ben.
Bunun için acabâ, nedir
bana tavsiyen?)
İblîs buna sevinip,
dedi: (Bu, kolay gâyet.
Namâza önem verme,
ayrıca çok yemîn et.)
Bâzı din büyükleri,
şöyle buyurmuşlardır:
(Şu beş şeyi yapmıyan,
beş şeyden mahrum kalır.
Malının “zekât”ını
vermezse her kim eğer,
Mallarının hayrını
görmeyip, olur heder.
Bunun gibi, “uşr”unu
vermezse biri şâyet,
Tarla ve kazancında,
kılmaz yümün, bereket.
“Sadaka”
vermiyenin, vücûdu
sıhhat bulmaz.
Duâ etmiyen ise,
murâdına kavuşmaz.
“Namâz” vakti
girince, kılmak
istemiyen de,
Son nefeste, şehâdet
getiremez o demde.)
Yâni namâz kılmamak, ne
fenâdır ve çirkin.
Îmânsız gitmesine sebep
olur kişinin.
“Namâz”a devam
ise, kalbe şifâ, nûr
verir.
Kılanları, ebedî seâdete
erdirir.
Zîrâ Peygamberimiz
buyurdu: (Nûrdur
namâz.)
Namâzını kılmıyan, bu
nûra kavuşamaz. |