|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Atâ bin Meysere
“Rahmetullahi Aleyh”
NAMÂZI VAKTİNDE KIL!
“Atâ bin Meysere”
ki, kendisi tâbiînden.
O zamânın tanınmış hadîs
âlimlerinden.
Geceleri uyumaz, hep
ibâdet ederdi.
Hâne halkını dahî
kaldırıp şöyle derdi:
(Kalkın namâz kılın ki,
namâzda vardır hayır.
Zîrâ gece namâzı,
uykudan hayırlıdır
Tatlı uykudan kalkıp,
yapılan bu ibâdet,
Cehennem azâbından
kolaydır daha elbet.)
“Bâyezid-i Bistâmî”,
dinde günâh ve haram,
Yâni yasak ne varsa,
hepsinden kaçardı tam.
Ve emirlere dahî ederdi
tam riâyet.
Bilhassa “Namâz”
için, ederdi fazla
gayret.
Bir sabah namâzına, bir
defâ geç uyandı.
Baktı ki güneş doğmuş,
üzülüp içi yandı.
Zîrâ sabah namâzı kalmış
idi kazâya.
Buna üzüntüsünden
başladı ağlamaya.
Göz yaşları dökerek
inledi üzgün üzgün.
Zîrâ bu, kendisine dert
olmuştu büsbütün.
O sırada şöyle bir nidâ
duydu gâibten:
“Senin bu günâhını
mağfiret eyledim ben.
Sen, çok pişmân olarak
ağlayıp sızlayınca,
Yetmişbin namâz ecri
ihsân ettim ayrıca.”
Birkaç ay geçmişti ki,
bir sabah vakti, yine,
Çok az zaman kalmıştı
güneş doğma vaktine.
O ara şeytân gelip, onu
uyandırarak,
Dedi ki: (Ey Bâyezid,
namâzın geçiyor, kalk!)
Bâyezid-i Bistâmî,
fırladı yatağından.
Namâzı kıldı ama,
hayrette kaldı o an.
Bir mânâ veremedi,
şeytânın bu işine.
Çağırıp suâl etti bu işi
kendisine.
Buyurdu ki: (Ey
mel’un, sen hiç böyle
yapmazdın.
Beni uyandırmakta, neydi
asıl maksadın?
Kazâya kalsın
diyeuğraşırken durmadan,
Ne için uyandırdın beni
güneş doğmadan?)
Dedi ki: (Sen namâza
kalkamadın geçen gün.
Bu yüzden çok üzülüp,
ağladın üzgün üzgün.
Affetti Hak teâlâ
günâhını o zaman.
Ve yetmişbin namâzın
ecrini etti ihsân.
Seni uyandırdım ki,
kalkıp namâz kılasın.
Yine öyle çok fazla
sevap kazanmıyasın.)
“Lokmân Hakîm”,
oğluna ederdi ki
nasîhat:
(Namâzı vaktinde kıl,
aksatma sakın evlât.
Nasıl ki her binâyı
tutan bir direk vardır,
“Namâz”ın da
dindeki yeri bunun
aynıdır.
Siz, amellerinizi
nûrlandırın namâzla.
Zîrâ namâzdan üstün bir
tâat yoktur daha.
“Beş vakit namâzı”nı
edâ eden müslümân,
Kurtulur âhirette
Cehennemde yanmaktan.) |