ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ

Seyfeddîn Fârûkî “Rahmetullahi Aleyh”

 

DEVAMLI NAMÂZ KILARDI

 

Bu zât anlatıyor ki: Tâbiîn-i kirâmdan,

Âmir ibni Abdullah” var idi evliyâdan,

 

Namâz”a durduğunda, geçerdi kendisinden.

Tamâmen sıyrılırdı, dünyâ düşüncesinden.

 

Yanında çocukları, bağırıp çağırsalar,

Bunlardan, hiç haberi olmazdı zerre kadar.

 

Dediler ki: (Efendim, siz durunca namâza,

Hiç dünyâ düşüncesi gelmez mi yâdınıza?)

 

Buyurdu ki: (Allahın huzûrundayım artık.

Başka bir şey düşünmek, hiç olur mu muvâfık?

 

Namâzlarda, dâimâ şu gelir ki kalbime:

“Nasıl cevap veririm mahşer günü Rabbime?

 

 Cennete mi giderim, yoksa Cehenneme mi?”

Çok zaman, bu düşünce meşgûl eder kalbimi.)

 

Gündüz oruçlu idi, kılardı gece namâz.

Bunlardan başka bir şey, vermezdi ona bir haz.

 

Bir kimse, kendisini, gelmiş idi görmeye,

Baktı, “Namâz kılıyor”, başladı beklemeye.

 

Selâm verip dedi ki: (Safâ geldin kardeşim.

Biraz çabuk söyle ki, âcildir zîrâ işim.)

 

Şaşırdı gelen adam, arz etti ki: (Hayırdır.

Bu kadar âcil olan ne gibi işin vardır?)

 

Ölümü bekliyorum” buyurup o gelene,

Başka şey söylemeden, namâza durdu yine.

 

Rûhunu, “Namâzdayken” vermeyi istiyordu.

Bunun için, namâzdan çıkmak istemiyordu.

 

Vefâtlarından sonra, bir mübârek “Velî”yi,

Bir gece, rüyâsında görmüştü bir sevdiği.

 

Sordu: (Ne muâmele eyledi Allah size?)

Buyurdu: (Keşf, kerâmet gibi neyim var ise,

 

Hiç işe yaramadı onların bir tânesi.

Olmadı hiç birinin bana bir fâidesi.

 

Yalnız bir gece vakti, iki rekât bir namâz,

İmdâdıma yetişti, azâbtan oldum halâs.)

 

Sehl-i Tüsterî” vardı, asrının bir tânesi.

Ve “Zünnûn-i Mısrî”nin makbul bir talebesi.

 

Namâz”a, fevkalâde verirdi ehemmiyyet.

Talebesine dahî bunu öğütlerdi hep.

 

Ömrünün sonlarında, nihâyet oldu hasta.

Eli ve ayakları tutmaz oldu âdetâ.

 

Lâkin günde beş defâ, “Namâz vakitleri”nde,

Olurdu âzâları, eski kuvvetlerinde.

 

Yine “Hallâc-ı Mansûr” vardı ki evliyâdan,

O, hep namâz kılardı gece gündüz durmadan.

 

Öyle çok yapardı ki o ibâdet ve tâat,

Her gün namâz kılardı istisnâsız “bin rekât”.

 

Hattâ bu âdetini, bir gün aksatmamıştı.

Yalnız öldüğü gece, “beşyüz rekât” kılmıştı.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan