|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Şâh Veliyyullah Dehlevî
“Rahmetullahi Aleyh”
NAMÂZ, BİRİNCİ VAZÎFE
Bir gün buyurdular ki o
Server, eshâbına:
Eskiden birkaç kişi,
gittiler kabristana.
Dediler ki: (Bir duâ
edelim Rabbimize.
Ölülerden birini,
diriltsin şimdi bize.
Ölüm ve âhiretten haber
versin azıcık.
Ona göre dünyâda yapalım
bir hazırlık.)
Evvelâ abdest alıp,
kıldılar hepsi namâz.
Sonra da el kaldırıp,
ettiler duâ, niyâz.
Hak teâlâ izniyle, bu
duâ akabinde,
Bir mevtâ dirilerek,
kalkıverdi kabrinde.
Ve hemen dile gelip,
dedi ki: (Ey
insanlar!
Gafletle yaşamayın,
âhiret var, hesap var.
Yatarım şu mezarda
doksan küsür senedir.
Mevtin o sarsıntısı,
hâlâ üzerimdedir.
Siz ölümü tatmadan,
kulluk edin Allaha.
Ve mutlak devam edin,
her gün “Namâz
kılmaya”.)
Tâbiîn-i izâmdan “Müslim
bin Yesâr” vardı.
Büyük bir âlim olup, çok
ibâdet yapardı.
“Namâz”ı, öyle
güzel kılardı ki her
zaman,
Hemen hayrân kalırdı,
onu gören her insan.
Namâz dışında dahî,
namâzdaymış gibi hem,
Sakınırdı lüzumsuz söz
ve hareketlerden.
Kendini Hakk’a verir,
olurdu hareketsiz.
Etrâfta olanlardan,
bulunurdu habersiz.
Basra’da bir câmide, bir
gün namâz kılarken,
Bir zelzele oldu ve
kubbe çöktü âniden.
Câmide bulunanlar, hep
kaçtılar dışarı.
“Müslim bin Yesâr”
ise duymadı olanları.
Cemâat, kendisini
kurtarmaya geldiler.
Onu, sağ ve sıhhatte, “Namâz
kılar” gördüler.
Namâzını bitirip, sonra
selâm verince,
“Geçmiş olsun” dediler
kendisine hemence.
Sordu “Ne oldu?”
diye onlara o da hemen.
Dediler: (Görmedin mi,
kubbe çöktü âniden.)
Buyurdu ki: (Ne zaman
oldu bu dediğiniz?
Ben hiçbir şey duymadım,
siz neler söylersiniz?)
Bir velî, bir sohbette
buyurdu: (Kardeşlerim,
“Beş vakit namâz”ına,
çok düşkündü pederim.
Bana vasiyyetinde dedi
ki: “Ölüm hâriç,
Beş vakit namâzını edâ
et, bırakma hiç.
Eğer buna uymazsan,
hakkımı etmem helâl.
Mahşerde, yakandadır
ellerim behemehâl.”
Vefât ettikten sonra,
bir gün rûhu gelerek,
Dedi ki: “Ey evlâdım,
ben senden râzıyım pek.”
Çünkü ben, tuttum onun
bu son nasîhatini.
Çok şükür geçirmedim bir
tek namâz vaktini.
Birinci vazîfedir insana
zîrâ “Namâz”.
Namâz kılınmadıkça,
müslümânlık olamaz.) |