|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Mirzâ Hüsâmeddîn Ahmed
“Rahmetullahi Aleyh”
NAMÂZI GECİKTİRİYORDU
Allah adamlarından, âlim
ve velî bir zât,
Bir gün “Namâz”
hakkında şöyle etti
nasîhat:
“Namâz kılmak”,
islâmın beş şartından
biridir.
İbâdetler içinde, hattâ
en mühimidir.
Zîrâ buyuruyor ki
Peygamber Efendimiz:
“Çoluk çocuğunuza namâzı
öğretiniz.
Çocuk, yedi yaşına
girince, ayrıyeten,
Namâz kılması
için, emredin ona hemen”.
İmâm-ı Gazâlî de buyurdu
ki bir derste:
“Nefse cezâ vermeli, her
günâhta elbette.
Eğer göz yumulursa, daha
azar, şımarır.
Önüne geçilemez,
tehlikeli hal alır.
Meselâ haram yerse, aç
bırakmalı biraz.
Harama baktı ise, mubâha
baktırılmaz.”
“Ebû Talha” vardı
ki sahâbe-i kirâmdan,
Namâz kılıyor idi bağ
içinde bir zaman.
O ara güzel bir kuş,
gelip kondu yanına.
Kaç rekât kıldığını,
şaşırdı bakıp ona.
O da, kendi kendine dedi
ki: “Bak ey nefsim!
Benim dünyâ malında,
aslâ yok bir hevesim.
Rabbimin huzûrunda
ederken Ona tâat,
Ondan gayri bir şeye
edilir mi iltifât?
Mâdem ki düşüyorsun sen
böyle bir hatâya,
Ben de, tasadduk ettim
bu bağı fukarâya.”
“Amr bin Dînâr”
vardı hem, evliyâdan bir
kişi.
Der ki: “Vefât etmişti,
birinin kız kardeşi.
Defini müteâkip, kardeşi
eve varıp,
Baktı, “Para cüzdanı”
düşmüş ve olmuş kayıp.
“Defnederken düşmüştür”
diyerek hemen sonra,
Birisini alarak, geldi
aynı mezara.
Cüzdanı bulmak için, o
kabri tekrar açtı.
Ve lâkin çok fecî bir
şey ile karşılaştı.
Ateşler içindeydi mezarı
kardeşinin.
Aklı gidecek oldu
korkudan o kişinin.
Mezarı tekrar örtüp,
koştu hemen evine.
Gördüğü hâdiseyi,
anlattı annesine.
Dedi: “Hangi günâhı
ederdi ki irtikâb,
Kabirde, ateş ile olunur
böyle azâb?”
Dedi: “Namâzlarını
geciktiriyordu hep.
Azâb olunmasına, bu
haldir belki sebep.” |