|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Muhammed Bâkî Billah
“Rahmetullahi Aleyh”
EN BÜYÜK İBÂDET
Bu zât buyuruyor ki:
(Çok şükür Rabbimize.
Çok maddî ve mânevî
nîmetler verdi bize.
Bir keşmekeş içinde
inlerken bütün âlem,
Bizler, rahat ve huzur
içindeyiz tamâmen.
Çünkü îmân, ibâdet,
huzûrun kaynağıdır.
En büyük ibâdet de,
elbet “Namâz kılmak”tır.
Çünkü “Namâz”,
Allahı hâtırlatıyor
bize.
Günde, en az beş kere
geliyor kalbimize.
Onu hâtırlamak da “Zikir”
ve “İbâdet”tir.
Namâz kılan, Allahı
zikrediyor demektir.
Hattâ beş defâ değil,
anılır daha fazla.
Zîrâ her şey zikirdir,
ilgiliyse “Namâz”la.
“Ezân kaçta oluyor?”,
“Vakite ne kadar var?”
“Kalkıp abdest alayım”
şeklinde konuşmalar,
“Namâz”la alâkalı
olduğundan dolayı,
Hâtırlatır bizlere
Allahü teâlâyı.
Çünkü zikir, Allahı
kalben hâtırlamaktır.
Bu da, “Namâz kılmak”la
müyesser olmaktadır.
Kim “Beş vakit namâz”ı,
her gün edâ ederse,
Ve bir vakti kılınca,
ötekini beklerse,
Yâni hep düşünürse her
kim “Namâz kılma”yı,
O, zikretmiş sayılır her
an Hak teâlâyı.
Kalp hastalıklarının
ilâcı, bu zikirdir.
Allahı hâtırlamak,
kalbin temizliğidir.
Kimin kalbi, allahı
zikrederse eğer ki,
Yerleşir o kalplere
Allahın muhabbeti.
İşte “Namâz kılmak”la
bu zikir hâsıl olur.
Allahın sevgisi de, bu
kalplerde bulunur.
Muhabbet-i ilâhî, bir
kalbe girse eğer,
Bu dünyânınsevgisi, o
kalpten çıkar, gider.
İşte bu yüzdendir ki, en
kıymetli ibâdet,
İhlâs ile beş vakit “Namâz
kılmak”tır elbet.)
Bir gün de buyurdu ki:
(“Namâz” büyük
ibâdet.
Namâz’la hâsıl olur
Rabbe sevgi, muhabbet.
Nefis de güçsüz kalır
kılındıkça her namâz.
Git gide zayıflayıp,
insanı aldatamaz.
Sevdiği içindir ki Allah
müslümânları,
Hep mükellef kılmıştır “Namâz”
ile onları.
Bir lütf-i ilâhî ki “Namâz”
bize aslında,
Nefis kahrolmaktadır
namâz kılındığında.
Bir de, yapıldığında bir
amel ve ibâdet,
Emredildiği gibi yapmalı
onu elbet.
Meselâ bir namâzın sahîh
olması için,
Abdestin, doğru sahîh
olması lâzım ilkin.
Doğru dürüst bir abdest
alınmamışsa eğer,
Buna bağlı olarak, namâz
da olur heder.
Şartlarına uyarak,
emredildiği gibi,
Yapılan bir ibâdet,
sahîh olur tabii.)
|