|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Muhammed Bâkî Billah
“Rahmetullahi Aleyh”
NAMAZ KILMIYORSA...
Bu zât buyuruyor ki:
(Biz, âciz birer kuluz.
Rabbimizin emrine,
itâate memuruz.
Zîrâ yaratıldı ki bu
insanlar ve cinler,
Yalnız Hak teâlâya
ibâdet eylesinler.
Büyükler buyurur ki: “Bir
insan ki, namâzı,
Kılmıyorsa, haramdır
dünyâda yaşaması.”
Yâni buna üzülmez ve
etmezse hiç tasa,
Ölse daha iyidir, böyle
yaşamaktansa.
“Namâz” dînin
direği, mü’minin
mîrâcıdır.
Namâz, hasta kulların,
tesirli ilâcıdır.
Namâz’dır insanları
gafletten uyandıran.
Hem fenâlık yapamaz,
ihlâsla namâz kılan.)
Yine bir gün va’zında
buyurdu: (Kardeşlerim!
Size, mühim bir şeyi
îzâh etmek isterim.
Her kalpten başka kalbe,
bir “Yol” vardır
mânevî.
Bu yolla, birbirine “Feyiz”
akar bir nevî.
İki mü’min, bir yerde
eğer karşılaşsalar,
Kalpleri arasında, hemen
bir akım başlar.
Onların ellerinde
değildir bu hareket.
Haberleri olmadan
kurulur münâsebet.
Mânen yüksek olanın
kalbinde olan “Nûrlar”,
Aşağıda olanın kalbine
doğru akar.
“Cemâatle namâz”ın,
şudur ki bir faydası,
Mümkün olmaz, herkesin,
her an “âgâh”
olması.
Bâzısının Allahtan
“Gâfil” oldukları an,
Bulunur cemâatte mutlaka
“Âgâh” olan.
Birisi “Gâfil”
iken, “Âgâh”tır
bir diğeri.
Uzak bir ihtimâldir
gâfil olsun her biri.
Böylece cemâatte,
kesintisiz olarak,
Bir “Huzûr” ve “âgâhlık”
devam eder muhakkak.
Böyle olan “Namâz”
da, olur daha müstecâb.
Cemâat, daha fazla alır
ecir ve sevâb.) |