|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Mazhar-ı Cân-ı Cânân
“Rahmetullahi Aleyh”
İŞİN BAŞI, NAMÂZDIR
Bu zât buyuruyor ki: (“Namâz”
mühim ibâdet.
Mü’min olan, beş vakit
kılmalı onu elbet.
Resûlullah buyurdu:
“Birisinin, farazâ,
Kapısının önünde, akan
bir nehir olsa,
O kişi, o nehirde, beş
defâ günde eğer,
Yıkansa, üzerinde kalır
mı kirden eser?”
Arz ettiler ki: “Hayır,
o böyle yapsa şâyet,
Kir kalmaz üzerinde,
temiz olur o gâyet.”
Buyurdu ki: “Beş
vakit namâz dahî
böyledir.
Onu güzel kılanlar,
günâhtan temizlenir.”
Namâzı, Allah için
kılmalı ki ihlâsla,
Aksi halde, hiç ecir
alınmaz ondan aslâ.
Evlenmek, bir iş kurmak,
yiyip içmek ve namâz,
“Allah için”
olmazsa, hiçbir işe
yaramaz.
Bunun gibi meselâ, hacca
giden bir kişi,
Sâdece “Allah için”
yapmalıdır bu işi.
“Filân kes, yirmi
defâ hacca gitti”
desinler,
Niyetiyle
giderse,verilmez hiçbir
değer.
Bir nâfile hac için, bir
“Namâz” kaçar
ise,
O hacdan, sevap değil,
günâh alır o kimse.
Zîrâ nâfile için, “Farz
namâz”ı terk etmek,
Aklı olan kimseye
yakışır iş değil pek.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Namâz, dinde direktir.
Zîrâ “Müslümân”
demek, sanki “Namâz”
demektir.
İşin başı “Namâz”dır,
mü’mindir namâz kılan.
Eğer kılmıyor ise,
şüphelidir o zaman.
Hiç özrü olmaksızın,sırf
tembellik ederek,
Beş vakit namâzından
kazâya kalsa bir tek,
Cezâsı, affolmazsa,
Cehennemde yanmaktır.
Zîrâ Rabbin emrini, bu,
hafife almaktır.
Acele kazâ etmek
lâzımdır o namâzı.
Zîrâ zaman geçtikçe, kat
kat artar cezâsı.
Yâni o “Farz namâz”ı,
kazâ edecek kadar,
Sonradan boş, müsâit
geçtikçe dakîkalar,
Ateşte yanacağı müddet
de çoğalır hep.
Öyleyse kul Rabbinden
etmeli hayâ, edeb.)
Bir gün de buyurdu ki:
(“Namâz”, gâyet
mühimdir.
Onu kılmak, Allahın biz
kullara emridir.
Allah, namâz kılana
verir çok ecir, sevap.
Kılmıyanlara ise, yapar
çok acı azâb.)
Bir gün de buyurdu ki:
(“Namâz”, mühim
ibâdet.
Şartlarına uyarak
kılmalı onu elbet.
Hırsızların büyüğü,
namâzından çalandır.
Yâni onu, hakkıyla
edâdan kaçınandır.
“Namâz”ı, doğru
dürüst kılarsa bir
müslümân,
Rızâ-i ilâhîye mazhar
olur o zaman.
Hem sonra öyle fazla
alır ki ecir, sevap,
Cennette, nîmetlere nâil
olur bî-hesâb.) |