|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Kutbüddîn Bahtiyâr Kâkî
“Rahmetullahi Aleyh”
NAMAZ, EN MÜHİM İŞ
Bu zât buyuruyor ki:
(Her iyiliğe engel,
İnsanın kendisidir her
şeyden daha evvel.
Düşmanı, dışarıda
aramayın siz sakın,
Düşman içinizdedir,
ondan iyi sakının.
İnsanlar bir yolcudur,
aynı yere giderler.
Yolcular, birbirine
yardım etmelidirler.
Herkese fâideli olmaya
edin gayret.
O zaman her işiniz, olur
büyük ibâdet.
Zîrâ dünyâ işini
yaparken bir müslümân,
“Beş vakit namâz”ını
kaçırmaz hiçbir zaman.
Rabbimiz buyurur ki:
“Mal ve çocuklar, sakın,
Allaha ibâdetten, sizi
alıkoymasın”
Önceki müslümânlar, çok
titizlerdi bunda.
Câmiye koşarlardı, ezân
okunduğunda.
“Demirciler”
vardı ki, döverken
demirleri,
Ezânı işitseydi,
bırakırdı dövmeyi.
Çekici havadaysa,
vurmazda onu daha.
Yerde ise kaldırmaz,
koşarlardı namâza.
“Terziler” var
idi ki, soktuğunda
iğneyi,
Ezânı işitseydi,
çekmezdi onu geri.
Yâni ne halde ise,
kalırlardı o halde.
Îtinâ ederlerdi “Namâz”a
fevkalâde.
Çünkü bilirlerdi ki,
herkese “Farz”dır
namâz.
O vakitte, “Namâz”dan
daha mühim iş olmaz.
Âhiret işlerine verince
böyle kıymet,
Allah dahî onlara
verirdi çok bereket.
Halbukiehemmiyyet
vermeselerdi dîne,
Kazançları, daha çok
olmazdı elbet yine.
Üstelik, Allaha da
olurlardı isyânkâr.
Çok kazansalardı da,
neye yarar öyle kâr?)
Derdi ki: (“Namâz
kılmak” ve her türlü
ibâdet,
Tabîatı îcâbı, zor gelir
nefse gâyet.
İşte bu yüzdendir ki,
bâzı din büyükleri,
Nefisle uğraşmakta,
gitmişlerdi ileri.
Sahâbe-i kirâmdan, “Abdullah
ibni Ömer”,
Bir vakit cemâate
yetişmeseydi eğer,
Bir gece, uyumadan,
yapardı hep ibâdet.
Zîrâ o, kendisine
etmişti böyle âdet.
Yine aynı şekilde “hazreti
Ömer” dahî,
Bir gün yetişemeyip,
kaçırdı cemâati.
“Yüzbin dirhem”
kıymette malını, o bu
kere,
O gün tasadduk edip,
dağıttı fakirlere.
Sahâbeden biri de, bir
gün, bilâ ihtiyâr,
Bir akşam namâzını
geciktirdi bir miktâr.
Öyle çok üzüldü ki buna
o mübârek zât,
İki kölesi vardı, onları
etti âzâd.
Bunlar, binlercesinden,
bir iki nümûnedir.
Zîrâ ufacık bir su,
deryâyı haber verir.) |