|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
İmâm-ı Rabbânî “Kuddise
Sirruh”
NAMÂZ, BÜYÜK İBÂDET
Bu zât, bir sevdiğine
yazdığı mektûbunda,
Buyurdu ki: (Ölüm var bu
hayâtın sonunda.
Beş vakit farz “Namâz”ı,
hiç gevşeklik etmeden,
Cemâatle kılmalı, biraz
geciktirmeden.
Tâdil-i erkân ile
kılınırsa hem eğer,
Hak teâlâ indinde bulur
kıymet ve değer.)
Biri dedi: (Efendim,
kılıyorum ben namâz.
Lâkin alamıyorum mânevî
lezzet ve haz.)
Buyurdu ki: (Rabbini,
yalnız namâzda değil,
Her zaman hâtırla ve
Ondan hiç olma gâfil.
Günâh işlemekten de
kurtarırsan kendini,
Ancak alabilirsin
namâzın lezzetini.
“İmâm-ı âzam”
diye tanınan yüce İmâm,
Gösterirdi abdest ve
namâza çok ihtimâm.
Abdest edeblerinden
yapmayınca birini,
Kazâ etti, kırk yıllık
namâz ibâdetini.)
Yine bir sevdiğine
yazdığı mektûbunda,
Şöyle buyurmaktadır, “Namâz
kılmak” hakkında:
(Ey kardeşim bu dünyâ,
iş, ibâdet yeridir.
Ücret alınacak yer,
elbette âhirettir.
Sâlih, iyi işleri
yapmaya uğraşınız.
Allahın beğendiği
amelleri yapınız.
Bu ameller içinde, en
mühimmi, “Namâz”dır.
Namâz, dînin direği,
mü’minin mîrâcıdır.
Tâdil-i erkân ile
kılınmazsa bir namâz,
Borç ödenir ise de, hiç
sevap kazanılmaz.
Şunu unutmayın ki, “Namâz”,
büyük ibâdet.
Tâdil-i erkânına
lâzımdır tam riâyet.
“Namâz”, doğru ve
düzgün edâ olunduğunda,
O namâz, sâhibine eder
hem hayır duâ.
Güzel kılınmaz ise, olur
çirkin ve siyah,
O da, bedduâ eder o
kimseye mâzallah.) |