|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Kutbüddîn Bahtiyâr Kâkî
“Rahmetullahi Aleyh”
EĞER NAMÂZ KILMIYORSA...
Bu zât buyuruyor ki:
(Biz, âciz birer kuluz.
Rabbimizin emrine itâate
memuruz.
Zîrâ yaratıldı ki bu
insanlar ve cinler,
Yalnız Hak teâlâya
ibâdet eylesinler.
Nitekim bir büyük zât
buyurmuş ki: “Bir
kişi,
Namâz kılmıyor ise,
dünyâda ne ki işi?”
Yâni hiç üzülmüyor,
etmiyorsa hiç tasa,
Ölmesi hayırlıdır onun
yaşamaktansa.)
Sahâbeden biri de,
Resûle geldi bir gün.
Dedi ki: (Ben mahvoldum,
bana duâ buyurun.)
(Ne oldu?)
buyurunca, dedi ki:
(Kervanımı,
Vurup aldı haydutlar,
para ve mallarımı.)
Onun bu sözlerine
karşılık, Resûlullah,
Ona buyurdular ki:
(Şükür elhamdülillah.
Korktum diyeceksin ki,
“Ben, bir namâz vaktine,
Yetişemedim bu gün,
iftitâh tekbîrine.
Böylece bu tekbîrin
ecrinden mahrum oldum.”
Bu yüzden çok üzülüp,
diyorsun ki mahvoldum.)
Bu kıssayı anlatıp,
buyurdu ki: (Din budur.
Mü’min, namâz kılarak
bulur rahat ve huzur.
Âlimler buyurur ki:
“Namâz vakti geçerken,
Üzülmiyen kimsenin,
îmânı gider hemen.
Eğer üzülüyorsa, îmânı
var demektir.
Maksat, Onun emrine
ehemmiyyet vermektir.”
Bir mü’min, kul olarak,
nasıl namâz kılmaz ki?
“Nefes almak”
gibidir bu dinde namâz
sanki.)
Yine bir sohbetinde
buyurdu: (Ey müslümân,
“Beş vakit namâz”ını
geçirme sakın, aman!
Çünkü bu, Rabbimizin,
biz kullara emridir.
Mü’min olan, bu emri tam
yerine getirir.
Nitekim buyurdu ki o
Resûl-i kibriyâ:
“Kim, özürsüz bir
namâz bırakırsa kazâya,
O kişi, seksen hukbe
ateşte yanacaktır.
Bir hukbe, seksen yıllık
bir zaman olacaktır.”
Her vakit geçtikçe de
kazâ edecek kadar,
Bu “bir namâz terki”nin
günâhı kat kat artar.
Birkaç namâz olursa,
çetin olur bir hayli.
Yarın mahşer gününde,
çok zordur onun hâli.
Her ne olursa olsun, bir
an geciktirmeden,
Kazâ namâzlarını
bitirmelidir hemen.
Namâz kılmıyan kimse,
Hakkın azametini,
Düşünüp, anlamalı işin
vahâmetini.
Bu hadîs-i şerîfin
şiddeti karşısında,
İnsanın erimesi lâzım
gelir aslında.
Hadîste buyuruldu:
“Günâh işliyen kimse,
Pişmân olup, Rabbinden
affını diler ise,
Allahü teâlâyı çok
merhametli bulur.
Onun bu pişmânlığı,
affına sebep olur”) |