|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Emîr Hüsrev Dehlevî
“Rahmetullahi Aleyh”
KILMIYAN PİŞMÂN OLUR
Bir gün, genç bir
kimseye, buyurdu ki:
(Evlâdım,
Geçirme namâzını, budur
ilk nasîhatım.
“Namâz”, rûhun
gıdâsı, kalplerin
şifâsıdır.
Hattâ bu, Rabbimizin bir
emri, yâni farzdır.
Buna rağmen bir mü’min,
namâzı kılmıyorsa,
Bunun için, Rabbinden,
korkup utanmıyorsa,
Ondan daha hayırsız bir
kimse olmaz elbet.
O kimse, âhirette pişmân
olur begâyet.)
Derdi ki: (Kim “beş
vakit namâz”ı kılar
ise,
En büyük sermâyenin
sâhibidir o kimse.
Zîrâ namâz kılmamak, çok
büyük bir günâhtır.
Onlar, henüz kabirde
azâba yakalanır.
İşte ey kardeşlerim,
pişmân olmamak için,
Beş vakit farz namâzı,
muhakkak edâ edin.
Müslümân, namâzını
kılmalıdır muhakkak.
Yoksa, mahşer gününde
azâb görür o mutlak.
Bir mü’minin izzeti,
“Günâhtan kaçınmak”tır.
Şerefi, geceleri kalkıp
“Namâz kılmak”tır.)
Yine bir sohbetinde
buyurdu ki: (Ey insan!
Dikkat et, âhiretin
olmasın sakın ziyân.
Dînin emirlerini yapmaya
eyle gayret.
Zîrâ dünyâ geçici,
ebedîdir âhiret.
Dünyâyı, âhirete niçin
tercîh edersin?
Niçin nefsin peşinden,
akılsızca gidersin?
Dünyâ işleri için, geç
kılarsın “namâz”ı.
Hattâ Allah korusun,
kazâya kalır bâzı.
Lâkin namâz, kazâya
kalırsa dünyâ için,
Nefse esir olduğu
bellidir o kişinin.)
Derdi: (Nasıl yağmurla,
can gelirse yerlere,
“Namâz kılmak”
ile de, nûr dolar
gönüllere.
Şu iki şey vardır ki,
çok büyük bir nîmettir.
Bu fırsat elde iken,
kaçırmamak gerektir.
Biri, velî kulların
sohbetinde bulunmak.
Öbürü, geceleri kalkarak
“namâz kılmak”.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Oğlum, sen ne garipsin.
Kulları memnun edip,
Rabbi gücendirirsin.
Daha mı mühimdir ki
sence kulun rızâsı,
Kazâya bırakırsın, onlar
için "namâz"ı.
Her sıkıntıyı aşmak arzu
edersen şâyet,
“Beş vakit namâz”ına,
titizlikle devam et.) |