|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Emîr Hüsrev Dehlevî
“Rahmetullahi Aleyh”
NAMÂZDAN TAD ALMAK
İslâm âlimlerinden Hak
dostu bir velîydi.
Söz ve nasîhatları pek
çok fâideliydi.
Bir gün, bir talebesi,
huzûruna gelerek,
Dedi: (Alamıyorum
namâzdan mânevî zevk.
Zevk almak şöyle dursun,
zor geliyor bu hattâ.
Bana bir tavsiyeniz
olacak mı bu babta?)
Buyurdu ki: (Yediğin
lokmalara dikkat et.
Yemek âdâbına da, eyle
hem tam riâyet.)
Bir talebesi dahî eyledi
ki şöyle arz:
(Nasıl kılabiliriz huşû
ile bir namâz?)
Buyurdu: (Şöyle düşün
namâza durduğunda:
“Ben, kimin
huzûrunda duruyorum şu
anda?”
Ey oğlum, Hak teâlâ, bir
yirmidört saatte,
Sırf beş vakit ayırmış,
bu mühim ibâdete.
Bu beş vakit namâzın
kılınması da zâten,
Kulun, bir saatini almaz
bile esâsen.
Bir saatlik zamânı, “Namâz”a
ayırmayıp,
Boş şeylerle uğraşmak,
hem çok günâh, hem ayıp.
Bir gün hazreti Ömer,
bir sabah namâzını,
Cemâate kıldırıp,
gözetti eshâbını.
Lâkin göremeyince birini
o saatte,
Buyurdu: “Filân
kimse, yok mudur
cemâatte?”
Dediler: “Geceleri, o,
ibâdet yapar hep.
Şimdi uyukluyordur belki
de bundan sebep.”
Buyurdu ki: “Keşke o,
gece hep uyusaydı.
Ve sabah namâzını
cemâatle kılsaydı.”)
Bir gün de buyurdu ki:
(Kardeşlerim, bu namâz,
Doğru kılınmaz ise,
indallah kabûl olmaz.
Farzına, sünnetine, ne
kadar çok riâyet,
Edilirse, ecri de çok
olur öyle gâyet.
Başka şey düşünmekle
bozulmasa da namâz,
Elde edilen sevap, o
nisbette olur az.)
Bir gün, cemâatinden
suâl etti birisi.
Dedi ki: (Ey efendim,
nedir zikir meclisi?)
Buyurdu ki: (Allahın
emirleri nelerdir?
Bu gibi hususların
konuşulduğu yerdir.
Namâz nasıl kılınır,
oruç nasıl tutulur?
Bunlar konuşulursa,
tamâmı zikir olur.) |