|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Emîr Hüsrev Dehlevî
“Rahmetullahi Aleyh”
NAMÂZ, BAŞIN TÂCIDIR
Bu zât buyuruyor ki:
(Kul, Rabbine ihlâsla,
Yalvarırsa, her şerden
kurtarır onu Mevlâ.
Kim kulları bırakıp,
Rabbinden etse talep,
Onu, her sıkıntıdan
halâs eder Rabbi hep.
Zîrâ buyuruyor ki
temasla Allah buna:
“Kâfîdir elbette ki Hak
teâlâ kuluna”.
“Ubeydullah Ahrâr”ın,
vardı bir talebesi.
Çoktu bu üstâdına
muhabbeti, sevgisi.
Bu genç, bir gün
dergâhtan dönüyorken
evine,
Âniden bir düşmanı
çıkıverdi önüne.
Tam öldürmek isterken,
dedi ki: “Biraz dur
da,
İki rekât bir namâz
kılayım ben burada”.
O müsâde edince, hemence
kıldı namâz.
Sonra da el kaldırıp,
Rabbine etti niyâz.
Dedi ki: “Senden
başka kimsem yok yâ
ilâhî!
Yine sen kurtarırsın
kulunu bundan dahî”.
O anda, yalın kılıç biri
geldi yanına.
O zâlimi öldürüp, dedi
ki sonra ona:
“Ben, yedinci kat gökte
bulunan bir meleğim.
Rabbimin emri ile, sana
yardıma geldim.
Duydum senin sesini,
bulunduğum mekânda.
Emir alıp, yetiştim
imdâdına bir anda.”
Bir gün de buyurdu ki:
(Bizler, kuluz nihâyet.
İhlâsla yapmalıyız Rabbe
kulluk, ibâdet.
İbâdetler içinde,“Namâz”,
başın tâcıdır.
O, kalplerin sürûru,
mü’minin mîrâcıdır.
Hattâ namâz hakkında
buyurdu ki o Server:
“En çok, secdede olan
kulunu Allah sever.”
Onun için, beş vakit
namâzını, bir kimse,
Cemâatle kılmaya eğer
devam ederse,
“İyiler”le haşr
olur o kimse mahşer
günü.
Ve geçer şimşek gibi, o
“Sırât köprüsü”nü.
Dertlerden, belâlardan
muhâfaza olunur.
Ve “Bin şehîd”
sevâbı, o kula ihsân
olur.)
Bir gün de buyurdu ki:
(“Namâz”, büyük
ibâdet.
Onu hakkıyla kılan, zevk
alır ondan elbet.
Namâzda hâsıl olan
mânevî lezzet ve tad,
Hâriçteki hallerden
üstündür, hem de kat
kat.
"Namâzlar"ı, zevk
ile kılmaya çalışınız.
Evvel vaktinde kılıp,
sona bırakmayınız.
Tâdil-i erkâna da ederek
tamriâyet,
Cemâatle kılmaya ediniz
hem de gayret.
Hadîste buyuruldu:
“Her namâz esnâsında,
Kalkar
bütün perdeler Rab’la
kul arasında”.
Mü’min, her emredilen
işleri yapmalıdır.
Emirlerin içinde en
mühimmi “Namâz”dır.
Mü’min için, bir günde,
"beş vakit namâz"
kılmak,
Kulluk görevidir ki,
kılmalıdır muhakkak.) |