ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ

Ebû Saîd-i Fârûkî “Rahmetullahi Aleyh”

 

BU YAPTIĞINIZ NEDİR ?

 

Hatîce hâtun” ile Allahın Sevgilisi,

Namâz kılıyorlardı cemâatle ikisi.

 

Gördü “hazreti Alî” onları bu hâl ile.

Henüz on yaşındaydı, merak etti hâliyle.

 

O Resûle sordu ki: (Bu yaptığınız nedir?)

Buyurdu ki: (Yâ Alî, Allaha ibâdettir.

 

O Allah ki, birdir ve hiç şerîk yoktur Ona.

Seni dâvet ederim o Allaha îmâna.)

 

Dedi ki: (Babam ile, meşveret eyliyeyim.

Sonra gelip bu babta, size cevap vereyim.)

 

Buyurdu ki: (Yâ Alî, îmâna gelmez isen,

Bu sırrı, başkasına söyleme yine de sen.)

 

İki adım atınca, geldi ki hâtırına,

Nasîhat eylemişti bu babta babam bana.

 

Demişti ki: “Yâ Alî, her ne derse Muhammed,

Hiç tereddüt etmeden tasdîk eyle, kabûl et.”

 

Şehâdet”i getirip, müslümân oldu hemen.

O oldu çocuklardan, ilk önce îmân eden.

 

Resûlullah uğrunda, yaptı çok fedâkârlık.

Onu, kendi nefsine tercîh etti o artık.

 

Bir gün yine mescitte, kılıyorken o namâz,

Sadaka talep etti, bir fakir ondan biraz.

 

Hattâ hazreti Alî, rükûda idi o an.

Yüzüğünü çıkarıp, bıraktı parmağından.

 

Onun bu hareketi, makbûl geldi Allaha.

Bir âyet nâzil oldu hemen Resûlullaha.

 

Mâide sûresinden, ellibeşinci âyet,

Gelerek, kendisini, Rabbimiz eyledi meth.

 

Hazreti “Hüseyin”le, yine hazreti “Hasan”,

Henüz abdest almaya başladıkları zaman,

 

Benizleri sararır, korkudan titrerlerdi.

Onların bu hâlini gören, hemen sezerdi.

 

Bâzısı sorardı ki: (Ey Hasan, ey Hüseyin!

Siz abdeste kalkınca titrersiniz, ne için?)

 

Derlerdi ki: (Az sonra, namâza duracağız.

Düşünün ki o zaman, kimin huzûrundayız?)

 

“Hazreti Hüseyin” de, kalkınca namâz için,

Âdetâ titriyordu üstünde seccâdenin.

 

Derdi ki: (Kul, dünyâda, büyük hükümdârlardan,

Birine, bir derdini arz edeceği zaman,

 

Korkarsa, benim dahî Rabbimden istediğim,

Gizli dileklerim var, nasıl titremiyeyim.)

 

Namâz vakti gelince, hem de “hazreti Hasan”,

Titrer, şöyle söylerdi Allahtan korkusundan:

 

(Allahü teâlânın, dağlara arz ettiği,

Lâkin dağların bile kabûl eylemediği,

 

Kulluk emânetini, tam yapmak üzereyim.

Bilmem ki, layıkıyla yapabilecek miyim?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan