ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ

Ebû Saîd-i Fârûkî “Rahmetullahi Aleyh”

 

HÂCET NAMÂZI

 

Bir hadîs-i şerîfte Peygamberimiz, yine,

Şöyle buyurmuşlardır sahâbe-i güzîne:

 

(Ümmetimden bir kimse, Rabbine sığınarak,

Herhangi arzusuna isterse vâsıl olmak,

 

Kılsın gece yarısı iki rekât bir namâz.

Okusun her rekâtta bir “Fâtiha”, üç “İhlâs”.

 

Selâm verip, başını secdeye koysun yine.

Secdede, şu şekilde duâ etsin Rabbine:

 

Ebû Bekr-i Sıddîk’ın hürmetine ilâhî!

Şu dilek ve arzuma kavuştur beni dahî”.

 

Çünkü kalkar secdede, aradan perde, hicâb.

Secdedeki duâlar, mutlak olur müstecâb.)

 

Rivâyet edilir ki: Ömer Fârûk devrinde,

Muhâsara edildi bir kale, Şam şehrinde.

 

Günler geçtiği halde fethedilmediğinden,

Hazreti Ömer Fârûk, gadaba geldi birden.

 

İslâm askerlerini toplıyarak acele,

Buyurdu ki: (Ne için fethedilmez bu kale?

 

Küffâr, dayanamazdı karşımızda bu kadar.

Aramızda mutlaka bir günâh işliyen var.)

 

Bilcümle mücâhitler, üzüldüler buna hep.

Hepsi düşündüler ki, “Bu günâh nedir acep?”

 

O ara, ağlıyarak biri geldi erlerden.

Dedi: (Aradığınız o hatâ oldu benden.

 

Zîrâ ben, teheccüde kalktığımda bu gece,

Misvaksız abdest alıp, namâz kıldım öylece.

 

Karanlık olduğundan, bu hatâ etti zuhûr.

Sizin aradığınız o günâh belki budur.)

 

Buyurdu ki: (Öyleyse, tövbe et bu günâha.

Terk etme bu sünneti bundan sonra bir daha.)

 

Yine buyurdular ki Resûl bir hadîsinde:

Gökleri geçiyorken, ben mîrâc gecesinde,

 

Hayret ile gördüm ki, içinde bir mihrâbın,

Bir sûreti duruyor “Osmân ibni Affân”ın.

 

Melekler, bölük bölük gelirlerdi oraya.

Bakıp şükrederlerdi Allahü teâlâya.

 

Sordum ki: (Yâ Cebrâil, ne zamandan beridir,

Bu sûret, bu mihrâba konulmuş, belli midir?)

 

Dedi ki: (Bu yeryüzü, henüz yaratılmadan,

Dörtyüz bin sene önce, bu, var idi o zaman.

 

Zîrâ o, gündüzleri oruçluydu ekserî.

Ve çok namâz kılardı seherde, geceleri.

 

Yine belâ, musîbet gelseydi ona şâyet,

Sabreder ve kimseye etmezdi hiç şikâyet.)

 

Yine Resûl buyurdu: Mîrâca vardığımda,

Osmân’ın sûretini gördüm bir gök katında.

 

Dedim: (Bu mertebeye, ne ile eriştin sen?)

(Gece namâz kılmakla) dedi bana cevâben.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan