|
02 - NAMÂZIN EHEMMİYETİ
Ahmet Mekkî Efendi
“Rahmetullahi Aleyh”
NAMÂZ ADLI KAPIDAN
Âişe vâlidemiz buyurur
ki şöylece:
(Yumuşak yatak serdik o
Resûle bir gece.
Sabahleyin uyanıp,
kalkınca Efendimiz,
Buyurdu: "Bu yatağı
bir daha sermeyiniz.
Zîrâ bunun yüzünden,
gece uyanamadım.
Teheccüd namâzını
kılmaktan mahrum
kaldım.")
Peygamber Efendimiz, çok
ibâdet yapardı.
Farzların hâricinde, çok
da namâz kılardı.
Mübârek ayakları şişene
kadar hattâ,
Kıyâmda, namâz için
duruyordu ayakta.
Dediler: (Hak teâlâ,
senin, gelmiş, gelecek,
Bütün kusurlarını
affetti, bu bir gerçek.
O halde niçin böyle
yaparsın çok ibâdet?
Ve ne için kendine
edersin böyle zahmet?)
Peygamber Efendimiz
buyurdu ki cevâben:
(Rabbime şükredici kul
olmıyayım mı ben?)
Âişe vâlidemiz buyurdu
ki: (O Server,
Kalkıp namâz kılmaya
başlayınca her sefer,
Onun mübârek göğsü,
hemen hırıldıyordu.
Su fokurduyor gibi
sesler duyuluyordu.)
Sahâbeden biri de
anlatıyor ki yine:
Bir gün, bir âmâ geldi o
Server’in evine.
Dedi: (Yâ resûlallah,
bana bir duâ edin.
Şu âmâ gözlerimi açsın
Rabbil âlemîn.)
Şöyle buyurdular ki ona
Fahr-i kâinât:
(Sen şimdi abdest alıp,
namâz kıl iki rekât.
Sonra de ki: “Yâ Rabbî,
sevgili Habîbinin,
Hürmetine, gözünü açıver
bu garibin”)
O, böyle duâ etti o
Resûlün yanında.
Açılıp, görüverdi iki
gözü ânında.
Yine Resûl-i ekrem şöyle
buyurmuşlardır:
(Sekiz adet Cennette,
bir çok kapılar vardır.
Beş vakit namâzını,
titizlikle kılanlar,
“Namâz” adlı
kapıdan Cennete
çağrılırlar.
Her kim de, cihâd için
etmişse fazla gayret,
“Cihâd” adlı
kapıdan olunur o da
dâvet.
“Oruç” ve “Sadaka”ya
ehemmiyyet verenler,
Bu adlı kapılardan dâvet
edilecekler.)
Resûl, bu hadîsini
buyurduğu saatte,
"Hazreti Sıddîk"
dahî var idi cemâatte.
Şöyle arz eyledi ki
müsâde istiyerek:
(Kapıların birinden
çağrılmak zor değil pek.
Acabâ bir müslümân var
mıdır ki dünyâda,
Kapıların hepsinden
çağrılsın aynı anda.)
Buyurdular ki: (Evet,
vardır öyle kimseler.
Onları, her kapıdan
dâvet eder melekler.
Ümîd ediyorum ki, sen, o
kimselerdensin.
Her kapıdan çağrılıp,
Cennetlere girersin.) |