|
01 - "İMÂN" NÎMETİNİN
KIYMETİ
Ebû Alî Rodbârî
“Rahmetullahi Aleyh”
LÂ İLÂHE İLLALLAH
Bu Allah adamına sordu
ki bâzı gençler:
(Rahat yaşamak için, ne
yapmak îcâb eder?)
Dedi: (İki cihânda rahat
yaşamak için,
Önce “Îmân etmesi” lâzım
gelir kişinin
“Îmân eden” bir
kimse, kaçarsa hem
haramdan,
İbâdet de yaparsa, olur
“Kâmil müslümân”.
“Îmân”, altı
esâsa inanmakla berâber,
Diğer hükümlere de
inanmak îcâb eder.
“Hakîkî müslümân”dan,
râzıdır Hak teâlâ.
Bu nîmete kavuşmak için
de, en evvelâ,
“Ehli sünnet”
üzere, doğru
inanmalıdır.
İbâdetleri dahî, ihlâsla
yapmalıdır.)
Bir gün de buyurdu ki:
(“Îmân”, büyük
nîmettir.
Elden çıkacak diye, tir
tir titremelidir.
Bir müslümân, “Îmânsız
ölmek”ten korkmaz ise,
Son nefeste “Îmânsız
ölebilir” o kimse.)
Buyurdu: (Âhirette
kurtulmak için, insan,
Olması lâzım gelir, önce
“Hâlis müslümân”.
Yâni doğru bir “Îmân,
îtikat” edinmeli.
Sonra, “İslâmiyyet”i
iyice öğrenmeli.
Bir müslümân evlâdı,
evlenecek bir çağa,
Geldiğinde, “İslâm”ı
öğrenip yaşamağa,
Lüzum görmez veyâhut
vermezse ehemmiyyet,
Mâzallah îmânını
kaybedip olur “Mürted”.
Dînin temeli üçtür,
İlim, amel ve ihlâs.
Üçüncüyü, insana
“Tasavvuf” sağlar esas.
Ve hattâ tasavvufun
gâyesi iki şeydir.
Birincisi odur ki, “Îmân”
vicdânîleşir.
Yâni insan, dînine
sarılır tam ihlâsla.
Îmânı, şüphelerden bir
zarar görmez aslâ.
Akıl ve delîl ile ve
isbât edilerek,
Elde edilen îmân, böyle
kavî olmaz pek.
Nitekim buyurdu ki
Kur’ânda cenâbı Hak:
“Îmânın sağlamlığı, zikr
ile olur ancak.”
Buradaki “Zikir”den
murâd da, bir kişinin,
Her şeyi yapmasıdır,
sâdece “Allah”
için.) |