ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - "İMÂN" NÎMETİNİN KIYMETİ

Ahmet Mekkî Efendi “Rahmetullahi Aleyh”

 

İNSAN, AKLA TÂBİ OLUR

 

Bu zât buyuruyor ki: (Bu gün, din düşmanları,

Tek hedef seçmişlerdir, müslümân çocukları.

 

Onların “Îmân”ını çalmak için gizlice,

Yalan ve iftirâlar uydururlar bir nice.

 

Derler ki: (Cin ve melek, hattâ cennet, cehennem,

Hep uydurma şeylerdir, hiç var mı gidip gören?

 

Göz ile görülmiyen bir şeye “Var” denir mi?

“Var” diyen bir kimseye, “Akıllı” denilir mi?)

 

Halbuki görülmiyen şeye inanmamakla,

Güvenmemiş oluyor bunlar “İlim” ve “Akl”a.

 

Yâni “Göz, kulak” gibi uzuvlarına, bunlar,

Tâbi olduklarını bildirmiş oluyorlar.

 

Halbuki insan uyar, "ilmi" ile "aklı"na.

Hayvanlar tâbi olur "duyu organları"na.

 

Nitekim insanların his uzuvları, zâten,

Hayvanlara kıyasla, geridedir esâsen.

 

Hem insan, her hususta “Göz”e nasıl inanır?

Çok yerde “Akıl” gözün, yanlışını çıkarır.

 

Meselâ Göz, güneşi, pencerenin içinden,

Görünce, küçük sanır güneşi pencereden.

 

Akıl” ise, doğruyu bularak işbu babta,

Der ki: (Güneş büyüktür, dünyâdan bile hattâ.)

 

Burada, kâfirler de bizim gibi diyorlar.

Böylece hayvanlıktan kurtulmuş oluyorlar.

 

Keşke “Âhiret”e de inanıp böyle yine,

Yükselmiş olsalardı, “İnsanlık” şerefine.

 

Bir komünist muallim, talebeye “Rusya”da,

Der ki: (Ben, şimdi sizi görüyorum burada.

 

Elbette ki sizler de, beni görüyorsunuz.

O halde bizler “Var”ız, çünkü görülüyoruz.

 

Hem bakın, görülüyor karşıdaki şu dağlar.

Yok olan şey görülmez, öyleyse onlar da “Var”.

 

Söylediğim bu sözler, ilme, fenne dayanır.

İlerici aydınlar, elbet fenne inanır.

 

Velâkin gericiler, der ki: “Bu kâinâtı,

Yaratan kuvvet vardır, Allah’tır onun adı”.

 

Onların bu sözleri, fenne uygun değildir.

Görülmiyen şeylere “Var” demek, deliliktir.)

 

O sırada, bir “Türkmen çocuğu” söz alarak,

Der ki: (Bu sözleriniz, akıldan gâyet uzak.

 

Ben inanıyorum ki, hiç akıl yoktur sizde.

Zîrâ akıl olsaydı, görürdük onu biz de.)

 

O komünist muallim, o Türkmen çocuğuna,

Hiç cevap veremeyip, öfkelenir çok ona.

 

Ve mağlûbiyetinin öfkesiyle sırf o an,

Çocuğu, tekme tokat çıkarır o sınıftan.

 

Yavrucak, ya ölmüştür, ya hapse atılmıştır.

Çünkü onu bir daha, hiç gören olmamıştır.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan