|
01 - "İMÂN" NÎMETİNİN
KIYMETİ
Ahmet Mekkî Efendi
“Rahmetullahi Aleyh”
İNSAN, AKLA TÂBİ OLUR
Bu zât buyuruyor ki: (Bu
gün, din düşmanları,
Tek hedef seçmişlerdir,
müslümân çocukları.
Onların “Îmân”ını
çalmak için gizlice,
Yalan ve iftirâlar
uydururlar bir nice.
Derler ki: (Cin ve
melek, hattâ cennet,
cehennem,
Hep uydurma şeylerdir,
hiç var mı gidip gören?
Göz ile görülmiyen bir
şeye “Var” denir mi?
“Var” diyen bir kimseye,
“Akıllı” denilir mi?)
Halbuki görülmiyen şeye
inanmamakla,
Güvenmemiş oluyor bunlar
“İlim” ve “Akl”a.
Yâni “Göz, kulak”
gibi uzuvlarına, bunlar,
Tâbi olduklarını
bildirmiş oluyorlar.
Halbuki insan uyar, "ilmi"
ile "aklı"na.
Hayvanlar tâbi olur
"duyu organları"na.
Nitekim insanların his
uzuvları, zâten,
Hayvanlara kıyasla,
geridedir esâsen.
Hem insan, her hususta “Göz”e
nasıl inanır?
Çok yerde “Akıl”
gözün, yanlışını
çıkarır.
Meselâ Göz, güneşi,
pencerenin içinden,
Görünce, küçük sanır
güneşi pencereden.
“Akıl” ise,
doğruyu bularak işbu
babta,
Der ki: (Güneş
büyüktür, dünyâdan bile
hattâ.)
Burada, kâfirler de
bizim gibi diyorlar.
Böylece hayvanlıktan
kurtulmuş oluyorlar.
Keşke “Âhiret”e
de inanıp böyle yine,
Yükselmiş olsalardı, “İnsanlık”
şerefine.
Bir komünist muallim,
talebeye “Rusya”da,
Der ki: (Ben, şimdi sizi
görüyorum burada.
Elbette ki sizler de,
beni görüyorsunuz.
O halde bizler “Var”ız,
çünkü görülüyoruz.
Hem bakın, görülüyor
karşıdaki şu dağlar.
Yok olan şey görülmez,
öyleyse onlar da “Var”.
Söylediğim bu sözler,
ilme, fenne dayanır.
İlerici aydınlar, elbet
fenne inanır.
Velâkin gericiler, der
ki: “Bu kâinâtı,
Yaratan kuvvet vardır,
Allah’tır onun adı”.
Onların bu sözleri,
fenne uygun değildir.
Görülmiyen şeylere “Var”
demek, deliliktir.)
O sırada, bir “Türkmen
çocuğu” söz alarak,
Der ki: (Bu
sözleriniz, akıldan
gâyet uzak.
Ben inanıyorum ki, hiç
akıl yoktur sizde.
Zîrâ akıl olsaydı,
görürdük onu biz de.)
O komünist muallim, o
Türkmen çocuğuna,
Hiç cevap veremeyip,
öfkelenir çok ona.
Ve mağlûbiyetinin
öfkesiyle sırf o an,
Çocuğu, tekme tokat
çıkarır o sınıftan.
Yavrucak, ya ölmüştür,
ya hapse atılmıştır.
Çünkü onu bir daha, hiç
gören olmamıştır.)
|