|
01 - "İMÂN" NÎMETİNİN
KIYMETİ
Abdülvehhâb-ı Şa’rânî
“Rahmetullahi Aleyh”
ÜÇ
BÜYÜK DÜŞMÂN
Bu zât, her sohbetinde,
“Îmân”dan
bahsederdi.
“Eli sünnet üzere îmân
ediniz” derdi.
Bir gün de buyurdu ki:
(Son nefese bakılır.
Mahşerde, buna göre
muâmele yapılır.
Müslümân, büyük günâh
işlese de pek fazla,
Üzülüyorsa eğer, “Îmân”ı
gitmez aslâ.
Yâni kul, günâhına
pişmân olur, sıkılır,
Hemen tövbe ederse, o
yine “Îmânlı”dır.
Günâhı, fütursuzca işler
ise bir kimse,
Lâkin buna üzülmez,
aldırış etmez ise,
Yâni önem vermezse
günâha her kim eğer,
Onun, Allah korusun
îmânı elden gider.)
Başka birsohbetinde
buyurdu ki: (Müslümân,
Mü’min olmıyanları
sevemez hiçbir zaman.
Âyet-i kerîmede
buyuruldu ki zîrâ:
(Muhabbet beslemeyin
mü’min olmıyanlara.)
Yine buyuruldu ki:
(Kimin varsa îmânı,
Allah ve Resûlünün,
sevmez düşmanlarını.)
İki şekilde olur
kâfirlere muhabbet.
Küfrünü beğenirse, “Kâfir”
olur o elbet.
Velâkin herkes ile iyi
geçinmek için,
“Dost görünmek”, küfrüne
sebep olmaz kişinin.
Yâ rabbî, sen ayırma
bizi “Îmânımız”dan.
Sana, “Kâmil îmân”la
gelelim bu dünyâdan.)
Yine bir genç, nasîhat
istedi bir gün ondan.
Buyurdu ki: (Çok sakın,
zararlı arkadaştan.
Üç azılı düşmanın vardır
ki zîrâ senin,
Bunlar, “Kötü arkadaş”,
“Şeytân” ve “Kendi
nefsin”.
Bu üçünden, en fazla
sana zararı olan,
“Kötü arkadaş”tır
ki, iyi sakın onlardan.
Sapıkların yazdığı her “Kitap”
ve “Neşriyât”,
“Kötü arkadaş”tır ki,
ilk bundan sakınman
şart.
Boş vakit geçirmene
sebep olan ne varsa,
Onlar da, senin için bir
“Düşman”dır
bilhassa.
Bunlar, “Arslan”dan
dahî daha zararlıdırlar.
Çünkü senin dînini,
îmânını alırlar.) |