|
01 - "İMÂN" NÎMETİNİN
KIYMETİ
Abdülvehhâb-ı Mısrî
“Rahmetullahi Aleyh”
MÜ’MİNE HÜSNÜ
ZAN EDİLİR
Bu zât buyuruyor ki, (“Îtikat”
ve “amel”i,
Bozuk olanlar ile, aslâ
görüşmemeli.
“Bid’at sâhipleri”yle
olmayın ki arkadaş,
Sizi de felâkete
sürükler yavaş yavaş.
Kendisini “Şeyh”
diye tanıtırsa bir
kimse,
Velâkin yaşayışı, dîne
uygun değilse,
Hiç ona yakın olma,
yakınsan ayrıl hemen.
Hattâ kaç o kimsenin
bulunduğu beldeden.
Zîrâ o, çok sinsi bir “Hırsız”dır,
ondan çekin.
Dînini, îmânını çalar o
zîrâ senin.
O kişi, gösterse de
binbir türlü kerâmet,
Şeytânın tuzağına
düşürür seni elbet.
Böyle sahtekârlarla,
olma sakın arkadaş.
“Arslandan kaçar”
gibi, yanlarından
uzaklaş.
Kim ki, islâmiyyete
uymuyorsa ihlâsla,
Onu, “Allah adamı”
sanmayınız siz aslâ.
“Zâhid” gibi
görünüp, “Âlim”
de olsa nâmı,
İslâma uymadıkça, olmaz
Allah adamı.)
Buyurdu: (Günâhların en
çirkini, “Küfür”dür.
Yâni “Îmânsız”
olan, her kötüden
kötüdür.
“Îmânı olmıyanlar”,
yapsa da çok hasenât,
Göremez âhirette bir
ecir ve mükâfât.
Günâhları işlemek,
ruhları hasta eder.
Bu hastalık artarsa, o
ruh “Ölür” bu
sefer.
Rûhun ölmesi ise, “îmânı
kaybetmek”tir.
Rûhu ölen bir kimse, “Küfre
düştü” demektir.
Îmânı olmıyanın, “Kalbim
temiz” demesi,
“Boş lâf” olup, aldatır
kendini ve herkesi.
Çünkü ölmüş olan kalp,
temizlikten mahrumdur.
Kalpler, ancak “Îmân”la
nurlu ve temiz olur.)
Buyurdu: (Günâhların en
başında, “Şirk”
gelir.
Bu da, Hak teâlâya ortak
koşmak demektir.
Allahü teâlâdan
başkasına, kim eğer,
“Yaratıcı” der ise,
mâzallah “Küfr”e
girer
Çünkü “Yok”tan
yaratmak, sırf Allaha
mahsustur.
Bunu, insanlar için
kullanmak, çirkin olur.
Yine bir müslümânın, bir
söz veyâ işinde,
Yüz çeşit mânâ olup,
bunların da içinde,
“Îmânlı” olduğunu
gösterse tek birisi,
Lâkin “Küfr”ü
bildirse doksan dokuz
tânesi,
“Müslümân”
olduğunu söylemelidir
yine.
Çünkü hep “hüsnü zan”la
bakmalıdır mü’mine.
Yalnız “Mü’min”
olana böyle hüküm
verilir.
Müslümân olmıyanlar,
buna lâyık değildir.
Son nefeste “Îmânsız
gitmeye” sebep olan,
Sözlerden de sakınmak
lâzımdır yine her an.
Velhâsıl îmânını, “Ehli
sünnet” üzere,
Düzeltmesi lâzımdır her
müslümân ilk kere.)
|