|
01 - "İMÂN" NÎMETİNİN
KIYMETİ
Abdülvehhab-ı Mısrî
“Rahmetullahi Aleyh”
ŞEHÂDETİN MÂNÂSI
Bu zât buyuruyor ki:
(Her şeyden daha evvel,
“Doğru îmân, îtikat”
edinmektir mükemmel.
Sonra, Resûlullaha tam
tâbi olmalıdır.
Zîrâ Ona uymakla
üstünlük kazanılır.
Lâzım ve zarûrîdir
herkese “Îmân etmek”.
Zîrâ bu, Rabbimizin
emridir bize tek tek.
“Îmân eden” bir
kimse, yapar bütün
farzları.
Ve terk eder bilcümle
haram ve günâhları.
Resûl’e îmân etmek, kime
olsa müyesser,
Onu, mal ve canından
daha çok fazla sever.
Onun bu sevgisinin,
şudur ki işâreti,
Her “mekruh”tan kaçınır
ve yapar her “sünnet”i.
Resûlullah, her ne ki
beyân eylemişlerdir,
Beğenip, kalben kabûl
etmeye “Îmân”
denir.
Onun tek bir sözüne bile
inanmamaya,
Veyâ doğruluğunda, biraz
duraklamaya,
Yâni şüphe etmeye, “Küfür”
adı verilir.
Böylece inanmıyan
kimseye, “Kâfir”
denir.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Resûlullaha uymak,
Allahü teâlâya itâattır
muhakkak.
Ebedî seâdete kavuşmak
için, insan,
Olması lâzım gelir önce
“Hâlis müslümân”.
“Îmân etmek” için
de, hiçbir formaliteye,
Lüzum yok, bir imâma,
bir müftîye gitmeye.
Der ki: “Ben îmân
ettim Allahü teâlâya.
Ve inandım, resûlü
Muhammed Mustafâya.
Onun, Hak teâlâdan bize
teblîğ ettiği,
Şeylere de inandım,
hepsi doğru ve iyi.
Allah ve Resûlünün
dostlarını severim.
Düşmânlarını ise,
sevmez, nefret ederim.”
“Şehâdet”in
mânâsı, kısaca işte
budur.
Her kim böyle söylerse,
o, “Müslümân”
olmuştur.
Bundan sonra, en mühim
şey şudur ki, en önce,
“Doğru îmân, îtikat”
edinmektir güzelce.
“Ehli sünnet”
denilen islâm
âlimlerinin,
Kitaplarından bunu
öğrenmelidir ilkin.
Onlar anlar Kur’ândan,
murâd-ı ilâhîyi.
Ve onlar, hadîslerden
anlar doğru bilgiyi.
Yıllarca, gece gündüz,
çalışıp didinerek,
İstirâhatlerini bile
fedâ ederek,
“İslâm”ı, bize
kadar, onlar
ulaştırdılar.
Versin Allah onlara, en
iyi karşılıklar.
“Îmân” ve “Îtikad”ı
sağlam ettikten sonra,
Emir ve yasaklara uymaya
gelir sıra.
İlim ve iş'ten sonra,
lâzımdır bir de “İhlâs”.
Azaptan kurtulmak da,
bununla olur esas.
“İhlâs”, temiz
etmek ve pislikten
arınmaktır.
Yâni her yaptığını, “Allah
için” yapmaktır.
Sözün özü şudur ki,
âhirette kurtulmak,
“Doğru îmân” ve “Hâlis
amel”le olur ancak.)
|