|
01 - "İMÂN" NÎMETİNİN
KIYMETİ
Abdullah-ı Dehlevî
“Rahmetullahi Aleyh”
YARADILIŞ GÂYEMİZ
Bu zât buyuruyor ki:
(Çok iyi bilmeliyiz.
Ki, bir gün yanımıza
gelecek ellerimiz.
Yâni bu hayâtımız,
bitecek bir gün elbet.
Ve “Ölüm”le
birlikte, başlıyacak “Âhiret”.
Bu dehşetli hakîkat
karşısında, her insan,
Şu iki şey hakkında,
düşünmeli her zaman:
“Niçin geldik hayâta ve
niçin dünyâdayız?
Nedir yaşamaktaki gâye
ve maksadımız?”
Ve bir de, “Ölüm
nedir, âhiret ne
demektir?”
Bunları, her insanın
öğrenmesi gerektir.
Hattâ bu ikisini merak
edip öğrenmek,
“İnsan olabilme”nin,
ilk şartı olsa gerek.
Kâinâtta her şeyin,
hayâtımızın dahî,
Tek hakîkî sâhibi, “Allah”tır
bizâtihi.
Hayâta gelmemizin gâyesi
peki nedir?
İşte bunu, Rabbimiz bize
bildirmektedir.
Nitekim Hak teâlâ,
Kitâbında meâlen,
Buyurdu. “Yarattım ki
bütün insanları ben,
Benim azametimi bilip
idrâk etsinler.
Ve bana îmân edip,
ibâdet eylesinler.”
Demek ki biz insanlar,
gelmişiz ki dünyâya,
“Hâlis îmân”
edelim Allahü teâlâya.
Şimdi görüyoruz ki, bu
zamanda insanlar,
Bu müthiş hakîkatten
habersiz yaşıyorlar.
Bilenler de, vermiyor
buna pek ehemmiyyet.
Bu noktada başlıyor işte
“Büyük felâket”.
Bu mühim hakîkati
görmemek, anlamamak,
Yâni “Yaradan”ını
bilmemek, inanmamak,
İnsan için, en büyük
bahtsızlık ve âfettir.
En büyük fâcia ve en
fecî felâkettir.
Çünkü “Allah”,
kendine îmân
etmiyenleri,
“Cehennem ateşi”nde
yakacaktır ebedî.
İnananlardan dahî,
kendine isyân eden,
Yâni emirlerini yerine
getirmiyen,
Kulları, cehennemde
bırakacak bir miktâr.
Bunlar tövbe ederse,
belki affa uğrarlar.
Bunları, cenâbı Hak bize
haber veriyor.
Ve “Kur’ân-ı kerîm”de
açıkça bildiriyor.
Allah, insanlar gibi
-hâşâ- yalan söylemez.
Ve yine Hak teâlâ,
sözünden aslâ dönmez.
Yâni emirlerini
mühimsemiyenleri,
Mutlak cezâlandırır bu
sözünün gereği.
Allahü teâlânın cezâsı
çok ağırdır.
Kendini, bu cezâdan
mutlak kurtarmalıdır.
Şu kısa hayat için, eğer
âhiretimiz,
Cehennemde geçerse, nice
olur hâlimiz?
Öyleyse “Âhiret”e
hazırlık yap ki sen de,
Şu nâzenîn vücûdun
yanmasın cehennemde.) |