|
01 - "İMÂN" NÎMETİNİN
KIYMETİ
Abdullah-ı Dehlevî
“Rahmetullahi Aleyh”
EN ŞEREFLİ MERTEBE
Bu zât buyuruyor ki:
(Hakîkî “Îmân etmek”,
Kul için, en şerefli
mertebe olsa gerek.
“Îmân” da, “Ehli
sünnet” üzere
olmalıdır.
“Îmân”ın sıhhati
de, iki şarta bağlıdır.
Nasıl “Vakit girmesi”,
şart ise “Namâz”
için,
İki şarta bağlıdır “Îmân”ı
da kişinin.
Birincisi şudur ki, “Can
boğaza gelmeden,
Allah ve Peygambere
inanmak”tır önceden.
Çünkü perde kalkınca,
her şey olur âşikâr.
O zaman inansa da,
edilmez hiç îtibâr.
Çünkü inanmamıştı “Peygamberin
sözü”ne.
Hakîkati görünce, inandı
“Gördüğü”ne.
“Fir’avun” boğulurken,
kalktı gözden perdesi.
“İnandım!”
dediyse de, olmadı
fâidesi.
Öbür şart, “Hubbu
fillah”, hem de “Buğdu
fillah”tır.
Yâni sırf Allah için
sevip düşman olmaktır.
Müslümânı, “Îmânı
olduğu” için sevmek,
Kâfiri de, “Küfründen”
ötürü hiç sevmemek,
“Îmân”ın altı
şartı geçerli olmak
için,
Lâzımdır bu iki şart,
doğrusu budur işin.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Çok sakının “Küfür”den.
Zîrâ küfrün cezâsı,
yanmaktır ebediyyen.
“Mü’min”in, çok
günâhı olsa da, o gün,
yine,
Sonsuz azapta kalmaz “Îmân”ı
hürmetine.
Ebedî seâdete
kavuşabilmek için,
“Îmân ile” ölmesi
lâzım gelir kişinin.)
Bir gün, “Evliyâlık”tan
sordu ona cemâat.
O dahî cevâbında, şöyle
verdi îzâhât:
Evliyâlık, “Allaha
yakın olmak”
demektir.
Herkesten yüz çevirip,
O’na gönül vermektir.
Kavuşabilmek için bu
nîmet ve ihsâna,
Sâhip olmak gerekir önce
“Doğru îmân”a.
Sonra, ibâdetleri,
şartlarına uyarak,
İhlâsla yapmalıdır, hem
de doğru olarak.
Bu “Doğru îtikat”
ve tam “Hâlis ibâdet”
de,
Bir âlim sohbetinde
kazanılır elbette.
Yâhut o âlimlerin
kitâbını okumak,
Sûretiyle mümkündür,
hâlis bir “Mü’min”
olmak.
Kulu, Hak teâlânın
rızâsına, velhâsıl,
“Ehli sünnet âlimi”
erdirir, eder vâsıl.
Yâni Hak teâlânın, “Vesîle
arayınız!”,
Emrindeki “Vesîle”,
“Bu âlimler”dir yalnız.
İşte bu âlimlere,
ihtiyâç var muhakkak.
Vesîle bulmayı da
emreder cenâbı Hak.
Nasıl ki bu dünyâda, bir
“Dünyâ işi” bile,
Kolay halledilirse, bir
“Aracı kişi”yle,
Allahın rızâsına ermek
için de, bizzât,
Lâzımdır yol gösteren “Âlim”
ve “Velî” bir
zât. |