|
33
- İMÂNLA GİTMEK İÇİN
GIYBET GÜNÂHI
"Abdurrahmân-ı
Sânî", âlim ve velî idi.
Söz ve
nasîhatleri, pek çok fâideliydi.
Derdi ki:
(Uzak durun "gıybet"ten ey insanlar!
Zîrâ gıybet
edene, çok şiddetli azâb var.
Nitekim gitti
biri, bir Velî'nin evine.
Bir iki lâf
söyledi “Haccâc”ın aleyhine.
“Haccâc”,
çok insanlara zulmüyle meşhur idi.
O da, bu
zulümleri ona söyliyecekti.
Buna rağmen o
yine susturdu onu derhâl.
Ve gıybet
etmesine vermedi fırsat, mahal.
Ve ona buyurdu
ki: (Kardeşim, cenâb-ı Hak,
Bilesin ki,
hükmünde çok âdildir muhakkak.
Başkasının
hakkını aldığı gibi ondan,
Onun dahî
hakkını, alır başkalarından.
Sen, onun
işlediği zulüm ile günâha,
Bakıp da,
seninkini küçük görme sakın hâ!
Zîrâ o gün, o
günâh, çok küçük olsa dahî,
Senin için çok
zor ve çetin olur Vallahi.
Bu konuda, (Bu
âlim, şu âlimden üstündür.)
Demek bile
gıybettir, zîrâ duysa üzülür.)
Biri ona dedi
ki: (Gıybet ettim zâtını.
Bu hâlimi hoş
gör de, helâl eyle hakkını.)
Ona, cevap
olarak buyurdu ki: (Ey kişi!
Rabbimiz
kerîh görüp, hoş görmezken bu işi,
Ben nasıl
hoş görürüm, tövbe et bu günâha.
Hakkımı
helâl ettim, lâkin yapma bir daha.)
Bir gün de
buyurdu ki: (İbâdet ve tâatlar,
Yapılınca,
îmân da cilâlanır ve parlar.
Allahın men
ettiği harâmlar işlenince,
Bu sefer
lekelenir ve kararır iyice.
O hâlde bir
îmânda, azalmak ve çoğalmak,
Amellerden,
işlerden ileri gelir ancak.
Yâni iyi amel
ve ibâdet yapılması,
Sûretiyle,
îmânın çoğalır parlaması.
İşte
ibâdetlerle parlayınca bir îmân,
“Çok”
dedi bu îmâna bâzısı ulemâdan.
Harâm
işleyince de, o parlaklığı gider.
Buna dahî “Az”
dedi yine bâzı âlimler.
Dünyâda en
güzel şey, "Rabbini tanımak"tır.
Ve O’ndan
gayrisini, kalbinden çıkarmaktır.
Evliyâ
olanlarda hâsıl olur kerâmet.
Bu da, Hak
teâlâya yakınlıktır begâyet.
Kalbin, Hak
teâlâyı zikretmesi yanında,
Kerâmetin
kıymeti, hiç yoktur esâsında.
"Evliyâ
olmak" için, hem dünyâ, hem âhiret,
Sevgisini,
gönülden çıkarmalıdır elbet
Sonra
islâmiyyete tam olarak uymaktır.
Harâm ve
günâhlardan, kesin uzaklaşmaktır.)
|