|
33
- İMÂNLA GİTMEK İÇİN
İMÂNLA GİTMEK İÇİN
"Pîr Alî
Aksarâyî", âlim ve evliyâdır.
Kalpleri
aydınlatan nasîhatları vardır.
Ona bir gün
sordular: (Âhirette, azâba,
Dûçâr
olmamak için, ne yapmalı acabâ?)
Buyurdu ki:
(Dünyâda kurmayın "uzun emel".
Çünkü hep
yaklaşıyor arkadan size "Ecel".
Böyle hep ilel
ebed sürmiyecek bu ömür.
Öyle ise “Ölüm”ü
eyleyin çok tefekkür.
Şu anda vâki
olsa şiddetli bir zelzele,
Hepimiz ölürüz
de, sağ kalmaz bir fert bile.
Ne kadar çok
olsa da para pul, tapu senet,
Hiçbirinin,
orada faydası olmaz elbet.
Kim yaptıysa
dünyâda İyi iş, güzel amel,
Âhiretteki
hâli, olur iyi, mükemmel.)
Biri sordu:
(Efendim, îmân ile dünyâdan,
Gitmek için,
acabâ ne yapmalı müslümân?).
Buyurdu:
(Bunun yolu, en son “Allah” demektir.
Son söz
“Allah” olmazsa, o zaman felâkettir).
Adam bunu
öğrenip, gidiyorken evine,
Çağırdı o
kimseyi yanına tekrar yine.
Buyurdu ki:
(Peki sen, öğrendin cevâbını.
Ne zaman
diyeceksin bu “Allah” kelâmını?)
Dedi: (Ömrüm
bitip de, son nefesim gelince,
Her şeyi
bırakarak, “Allah” derim hemence.)
Buyurdu ki: (Evlâdım,
ne zamandır son nefes?)
Dedi ki:
(Allah bilir, başka kimse bilemez.)
Buyurdu: (Şu
anda da gelebilir mi yâni?)
Dedi: (Hiç
belli olmaz, bâzan da gelir âni.)
Buyurdu ki:
(Son nefes belli değil diyorsun.
Niçin “Allah”
demeyi, sona bırakıyorsun?
Bugün, hattâ
şu anda, an Rabbinin adını.
Belki
ölebilirsin, ne beklersin yârını?
Ecel, öyle
âniden gelebilir ki evlât,
Bir kez “Allah”
demeye, bulunmaz belki fırsat.
Öyleyse sen
şimdiden, başla “Allah” demeye.
Belki olmaz
zamânın, son anda söylemeye.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Bu dünyâ, "iş" yeridir.
Ücret alınacak
yer, elbette "Âhiret"tir.
Sâlih, iyi
işleri yapmaya uğraşınız.
Allahın
beğendiği amelleri yapınız.
Bu ameller
içinde en üstünü, “Namâz”dır.
Namâz, dînin
direği, mü’minin mîrâcıdır.
Namâzı, doğru
dürüst kılarsa eğer insan,
Kurtulur
tamâmiyle her günâh ve harâmdan.
Mü’minûn
sûresinin başındaki âyette,
Buyuruldu: (Mü’minler,
kurtulacak elbette.)
Âyetin
devâmında, şöyle buyurmaktadır:
(Onlar,
namâzlarını huşûyla kılanlardır.)
|