|
32
- AKLA UYMAK
BU
ÖMÜR BİTER
"Şemseddîn-i
İznîkî", âlim ve evliyâdır.
Birgün,
“İhlâs” hakkında şöyle buyurmuşlardır:
"İhlâs",
şu demektir ki, her amelin, her işin,
Yapılmış
olmasıdır sâdece "Allah için".
Hak teâlâ
buyurdu: (Kul, Allaha ihlâsla,
Tâatten
başka şeyle emr olunmadı aslâ).
Mâruf-i Kerhî
der ki: (Ey nefsim, bakma halka.
İhlâs ile amel
et, kurtulursun mutlaka.)
Ebû Süleymân
der ki: (İhlâs ile bir adım,
Atana müjde
olsun, budur benim murâdım.)
Rüyâda
sordular ki büyüklerden birine:
(Hak teâlâ,
ne yaptı senin amellerine?)
Buyurdu:
(Allah için yapmışsam her ne amel,
Onların
hiçbirine, gelmemiş aslâ halel.
Bir yoldan,
ihlâs ile kaldırdığım “Taş” vardı.
O bile,
mîzânımın sevap tarafındaydı.
Fakat buna
mukâbil, “Bin altın” değerinde,
Verdiğim
sadakayı, göremedim yerinde.
Dedim ki: (Yâ
ilâhî, sebep ne, bilmiyorum.
O amel,
mîzânımda yoktur, göremiyorum.)
O sırada,
gâibden geldi şöyle bir nidâ:
(Gönderdiğin
yerdedir, ne ararsın burada?)
Hemen
hâtırladım ki, verirken o şeyi ben,
Birisi
görmüştü de, sevinmiştim içimden.
Demek ki, ben
o hayrı, "tam ihlâs"la yapmadım.
Bu yüzden
mîzânımda o hayrı bulamadım.)
Bir gün de,
genç birine, buyurdu: (Sakın, aman!
İyi bil
kıymetini, çabuk geçer bu zaman.
Bu vakti, oyun
ile ve fuzûlî şeylerle,
Geçirme ki,
sonunda hiçbir şey geçmez ele.
Bu dünyâda
lüzumsuz, fâidesiz şeylerin,
Arkasında
koşmakla biterse bu gençliğin,
Sonunda pişmân
olup, “Âh” edersin elbette.
Ve çetin
azâblara düşersin âhirette.
Kıyâmette,
azâbtan kurtulabilmek için,
Bu dînin
sâhibine ittibâ etmelisin.
Ömrünü,
fâidesiz şeyler ile geçirmek,
"Akıllı"
insanlara yakışır şey değil pek.
Şaşılacak
tarafı şudur ki asıl işin,
Bu şeyler,
görünüyor sana güzel ve şirin.
Bütün
vakitlerini, dünyâ için harcamak,
Sırf "ahmak"
olanların işidir hemen ancak.
Bu ömür
fırsatının, bilerek kıymetini,
Allaha kulluk
ile geçirmeli vaktini.
Asıl iş,
Sâhibine itâat eylemektir.
Habercinin
görevi, ancak haber vermektir.)
|