|
32
- AKLA UYMAK
NAMÂZDAN ZEVK ALMAK
"Sadreddîn
Horasânî", büyük Allah adamı.
Sohbeti,
süpürürdü kalplerden hüznü, gamı.
Bir gün, bir
talebesi bu Velî'ye gelerek,
Dedi:
(Alamıyorum namâzdan mânevî zevk.
Tasavvuf
hâllerim de gittikçe kaybolmakta.
Bana bir
tavsiyeniz olacak mı bu bâbta?)
Buyurdu ki: (Yediğin
lokmalara dikkat et.
Yemek
âdâbına da, eyle hem tam riâyet.)
Araştırdı
talebe yedikleri ta'âmı.
Gördü ki, "helâl"
yoldan kazanılmış tamâmı.
Gelip arz
eyledi ki: (Yediğimiz yemekler,
Helâl olup,
harâmla karışmış değildirler.)
Buyurdu ki: (Evlâdım,
git, az daha araştır.
Muhakkak
yaptığınız başka yanlış iş vardır.)
Nihâyet
öğrendi ki o araştırdığında,
Şüpheli tek
bir odun yakılmış ocağında.
Bu günâhtan
ötürü, etti tövbe istiğfâr.
O iyi
hâllerini kazandı yine tekrar.
Bir talebesi
dahî, eyledi ki şöyle arz:
(Nasıl
kılabiliriz huşû ile bir namâz?)
Buyurdu ki:
(Huzûrla yemeli helâl ta'am.
Ve abdest
alırken de, huzûrlu olmalı tam.
Yine düşünmeli
ki namâza durduğunda:
(Ben, kimin
huzûrunda duruyorum şu anda?)
Bir gün de
buyurdu ki: (Her işte, samîmiyyet,
Yâni sırf "Allah
için" olmalı hâlis niyet.
Kalp ile doğru
niyet etmedikçe bir kişi,
Aslâ
başlamamalı yapmak için bir işi.
Dünyâ ve
âhirete yaramıyan şeylerle,
Vakit
geçirmemeli "zararlı iş"le hele.
Önce
islâmiyyeti, yâni ilmihâlini,
Öğrenip, ona
göre düzeltmeli hâlini.
Evine,
dinsizlerin, yâhut mezhepsizlerin,
Yazdığı
kitapları, hiç getirmemelisin.
Çünkü o
kitapları okuyan, zehirlenir.
Hattâ sonsuz
olarak azâba sürüklenir.
Dost düşmân
herkes ile, güler yüz, tatlı dilli,
Geçinip,
münâkaşa ve kavga etmemeli.
İnsanların
özrünü, kabûl etmelidir hem.
Kusûrları
olursa, affetmelidir hemen.
"Müslümânlık",
sâdece “Namâz, oruç” değildir.
Bunlar, her
müslümânın kulluk vazîfesidir.
“Kimseyi
üzmemek”tir bu dinde asıl gâye.
Bunu yapan,
kavuşur rızâ-i ilâhîye.
Âlimlerden
birine sordular bir aralık:
(Ne ile belli
olur insanda evliyâlık?)
Buyurdu ki: (Evliyâ,
hep güler yüzlüdürler.
Huyları iyi
olup, özrü kabûl ederler.
Münâkaşa
etmezler ve cömerttirler gâyet.
Dinli
dinsiz herkese, ederler pek merhamet.)
|