|
32
- AKLA UYMAK
HARÂM, ATEŞ GİBİDİR
"Muhibbullah
Mankpûrî", âlim ve velî bir zât.
Bir gün, genç
bir mü'mine şöyle etti nasîhat:
(Bu “Dünyâ”da
ne kadar kalacaksan sen eğer,
Buna, o kadar
çalış ve o kadar ver değer.
“Âhiret”te
ne kadar kalacak isen şâyet,
Ona da öyle
çalış, o kadar eyle rağbet.
“Cehennem”e
ne kadar dayanabiliyorsan,
O kadar günâh
işle, olursun yoksa pişmân.)
Yine genç bir
müslümân, gelerek bu Velî'ye,
Ricâ etti: (Bana
bir nasîhat edin) diye.
Buyurdu: (Öyle
kaç ki her işinde "günâh"tan,
Görmesin Hak
teâlâ günâhta seni bir an.
Öyle sıkı
sarıl ki dîne her âzan ile,
Seni, tâat
dışında görmesin bir an bile.
Öyle hayâ eyle
ki Allahü teâlâdan,
Hiç mahcup
olmıyasın O’na vardığın zaman.
Mümkün olduğu
kadar oruçlu ol ki, yârın,
Ecelin
geldiğinde, “Ölüm” olsun iftârın.
Günâh ve
kusûrunu çoğaltma ki bu günde,
Korkuya
düşmiyesin yârın Mîzân önünde.
Bu dünyâ,
âhirete giden bir “Yol” gibidir.
Gece gündüz,
bu yolda birer “Konak” yeridir.
Çıkmışız
herbirimiz bu "sonsuz yolculuğa".
Elbette
ihtiyâç var azık ile yolluğa.
Âhiret
yolculuğu, bitecek bugün, yârın.
"Ecel"
âni geliyor, gaflete dalma sakın.
Kim, dünyâda
korkarsa Allahın azâbından,
O, her bir
arzusuna kavuşur yorulmadan.
Ve her kimin,
çok ise istek ve arzuları,
Onu bekler
dünyânın türlü sıkıntıları.
Rabbin râzı
olduğu meşgûliyet var ise,
En büyük
sermâyenin sâhibidir o kimse.
Kabirdeki
mevtâlar, yapar ki şu hesâbı:
(Âh,
kıyâmet kopsa da, bitse kabir azâbı.)
Öyle
pişmândırlar ki şu anda cümle mevtâ,
Derler ki: (Âh
şu anda, bulunsaydık hayatta.
Başımızı,
secdeden kaldırmazdık Vallahi.
Dünyâdaki
insanlar, bilseler bunu bâri.)
Onların
feryâdını, duyar cümle mahlûkât.
Sırf yaşıyan
insanlar duymazlar onu fakat.
Ne acı
gerçektir ki, bunlar dahî ölürler.
O fecî
pişmânlığa bunlar da gömülürler.
Eğer
düşünselerdi bu hâli ihlâs ile,
Hiç
işliyemezlerdi bir günâhı az bile.
İşte ey
kardeşlerim, pişmân olmamak için,
Bu ömür
fırsatını iyi değerlendirin.
Harâm “Ateş”
demektir, yapmayın günâh işi.
İnsanları
bekliyor Cehennemin ateşi.)
|