|
30
- İSLÂMİYYET ve FEN
MÜSLÜMÂNA SÛ-İ ZAN
"Ziyâeddîn
Nurşînî", pek çoktu fazîleti.
Çok
istifâdeliydi konuşması, sohbeti.
Bir genç ona
sordu ki: Bugün, bâzı insanlar,
(Hiç
kimseye sû-i zan etmemeli) diyorlar.
Yâni (Hiçbir
kimseyi, kötü bilmemelidir.
Çünkü hiç
belli olmaz, belki iyi biridir.
Yâni onun, "küfr"ünü
gösteren bir hâline,
Bakıp, hüküm
verilmez aslâ "kâfirliği"ne.
Bilâkis "îmân
ehli" olduğunu gösteren,
Bir iş veyâ
sözüne bakmalıdır esâsen.
Çünkü “Îmân”,
kişinin kalbindedir, görülmez.
Onu da Allah
bilir, başka kimse bilemez.
Yâni
müslümânlığı, âşikâre olarak,
Kötülemiyenlere hep iyi gözle bakmak,
Ve sevmek
lâzımdır ki, böyle yapmak iyidir.)
Diyorlar,
hakîkaten doğrusu böyle midir?
"Şemseddîn
Efendi" de, bu suâle cevâben,
Gâyet açık
olarak buyurdular ki hemen:
(Evlâdım, “Hiç
kimseye sû-i zan etmemeli”.
Sözü, doğru
değildir, buna dikkat etmeli.
İşbu sözün
doğrusu şöyledir ki bilhassa:
(Müslümâna,
sû-i zan etmemelidir aslâ.)
“Müslümân”
olduğunu söylüyorsa bir insan,
Ve bir hâli
yok ise küfrüne sebep olan,
Bu kimsenin
bir sözü, yâhut bir işi, şâyet,
Hem "îmân"a,
hem "küfr"e ediyorsa işâret,
"Îmânlı
olduğu"na îtibâr etmelidir.
Onun için
“Îmândan çıktı” dememelidir.
Ama biri,
açıkca islâma saldırırsa,
Gençlerin
îmânını çalmaya çalışırsa,
Veyâhut
harâmlardan birini, methederek,
Yaymaya
uğraşırsa "iyi, güzel" diyerek,
Yâhut Hak
teâlânın meselâ bir emrine,
“Gericilik”
veyâhut “Zararlı” derse yine,
İşte bu
kimselere, hüsnü zan câiz olmaz.
“Müslümânım”
dese de, ona hiç inanılmaz.
Ve hattâ namâz
kılar, Hacca dahî giderse,
"Münâfık"
ve "zındık"tır böyle olan bir kimse.
Bu
ikiyüzlülere aldanıp da ayrıca,
Müslümân
sanmak ise, ahmaklıktır açıkca.
Îmânı
olanlardan, râzıdır cenâb-ı Hak.
Onun
Peygamberi de, hem râzıdır muhakkak.
Allahın
rızâsına kavuşmak, bir kul için,
En büyük
nîmetidir elbette Rabbimizin.
Nasıl îmân ve
küfür, zıtsa birbirlerine,
“Âhiret”le
“Dünyâ” da zıttırlar böyle yine.
Ve aslâ bir
araya gelemez bu ikisi.
Bir kalpte
biri olsa, bulunmaz ötekisi.
Burada “Dünyâ”
demek, "Harâm ve günâhlar"dır.
Günâhı terk
edenler, âhireti kazanır.)
|