ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

30 - İSLÂMİYYET ve FEN

MÜSLÜMÂNA SÛ-İ ZAN

 

"Ziyâeddîn Nurşînî", pek çoktu fazîleti.

Çok istifâdeliydi konuşması, sohbeti.

 

Bir genç ona sordu ki: Bugün, bâzı insanlar,

(Hiç kimseye sû-i zan etmemeli) diyorlar.

 

Yâni (Hiçbir kimseyi, kötü bilmemelidir.

Çünkü hiç belli olmaz, belki iyi biridir.

 

Yâni onun, "küfr"ünü gösteren bir hâline,

Bakıp, hüküm verilmez aslâ "kâfirliği"ne.

 

Bilâkis "îmân ehli" olduğunu gösteren,

Bir iş veyâ sözüne bakmalıdır esâsen.

 

Çünkü “Îmân”, kişinin kalbindedir, görülmez.

Onu da Allah bilir, başka kimse bilemez.

 

Yâni müslümânlığı, âşikâre olarak,

Kötülemiyenlere hep iyi gözle bakmak,

 

Ve sevmek lâzımdır ki, böyle yapmak iyidir.)

Diyorlar, hakîkaten doğrusu böyle midir?

 

"Şemseddîn Efendi" de, bu suâle cevâben,

Gâyet açık olarak buyurdular ki hemen:

 

(Evlâdım, “Hiç kimseye sû-i zan etmemeli”.

Sözü, doğru değildir, buna dikkat etmeli.

 

İşbu sözün doğrusu şöyledir ki bilhassa:

(Müslümâna, sû-i zan etmemelidir aslâ.)

 

Müslümân” olduğunu söylüyorsa bir insan,

Ve bir hâli yok ise küfrüne sebep olan,

 

Bu kimsenin bir sözü, yâhut bir işi, şâyet,

Hem "îmân"a, hem "küfr"e ediyorsa işâret,

 

"Îmânlı olduğu"na îtibâr etmelidir.

Onun için “Îmândan çıktı” dememelidir.

 

Ama biri, açıkca islâma saldırırsa,

Gençlerin îmânını çalmaya çalışırsa,

 

Veyâhut harâmlardan birini, methederek,

Yaymaya uğraşırsa "iyi, güzel" diyerek,

 

Yâhut Hak teâlânın meselâ bir emrine,

Gericilik” veyâhut “Zararlı” derse yine,

 

İşte bu kimselere, hüsnü zan câiz olmaz.

“Müslümânım” dese de, ona hiç inanılmaz.

 

Ve hattâ namâz kılar, Hacca dahî giderse,

"Münâfık" ve "zındık"tır böyle olan bir kimse.

 

Bu ikiyüzlülere aldanıp da ayrıca,

Müslümân sanmak ise, ahmaklıktır açıkca.

 

Îmânı olanlardan, râzıdır cenâb-ı Hak.

Onun Peygamberi de, hem râzıdır muhakkak.

 

Allahın rızâsına kavuşmak, bir kul için,

En büyük nîmetidir elbette Rabbimizin.

 

Nasıl îmân ve küfür, zıtsa birbirlerine,

Âhiret”le “Dünyâ” da zıttırlar böyle yine.

 

Ve aslâ bir araya gelemez bu ikisi.

Bir kalpte biri olsa, bulunmaz ötekisi.

 

Burada “Dünyâ” demek, "Harâm ve günâhlar"dır.

Günâhı terk edenler, âhireti kazanır.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan