|
29
-
FEYZ
NASIL ALINIR ?
DİN
HIRSIZLARI
"Abdülganî
Efendi", evlâd-ı Resûl’dendir.
İlmi ile,
islâmı ihyâ edenlerdendir.
O, bir gün
buyurdu ki: (Her müslümân, en evvel,
Bir "îmân"
ve "îtikâd" edinmeli mükemmel.
“Ehli
sünnet” denilen o büyük insanların,
Bildirdiği
îmândan, kıl kadar ayrılanın,
Azaptan
kurtulması, aslâ mümkün değildir.
Bunun böyle
olduğu, pek kat'î ve bellidir.
Zîrâ Kur’ân-ı
kerîm ve hadîs-i şerîfler,
Ve din
büyüklerimiz, böyle haber verdiler.
Yâni “Ehli
sünnet”ten, kıl kadar ayrılanın,
Maksatları,
din değil, dünyâlık olanların,
Sözleri,
kitapları, sanki "zehir" gibidir.
Onlara
aldananlar, îmânını yitirir.
Dünyâ makâmı
için, dîni âlet ederek,
Kendine, “Din
adamı” edâsını vererek,
Her aklına
geleni söyleyip yazanların,
Hepsi, “Din
hırsızı”dır, onlara aldanmayın.
Yazdıkları
kitap ve dergileriyle, bunlar,
Okuyan
kimselerin, îmânını çalarlar.
Bu bozuk
kitaplara aldanan nice insan,
Vardır ki,
kendisini sanır yine müslümân.
Oruç utar ve
kılar beş vakit namâzını.
Bilmez ki,
çaldırmıştır dînini, îmânını.
Yaptığı
ibâdetler, mâlesef kabûl olmaz.
Hiçbir
iyiliğine, sevap ecir alamaz.
"Îmân varsa",
bunların olur fâideleri.
O ise, îmânını
çaldırmış, yok haberi.
O hâlde her
müslümân, uyanık olmalıdır.
Böyle bozuk
kitaplar hiç okumamalıdır.
Bir kitâbı
alırken, değil sırf kapağına,
Bakmalıdır
bilhassa “Kim yazmış?” olduğuna.
“Ehli
sünnet” bir âlim yazmışsa, almalıdır.
Çünkü o
âlimlerden, insana fayda vardır.
Eğer “Dinde
reformcu”, bid’at ehli bir insan,
Yazmışsa,
kaçmalıdır o kitâbın yanından.
Çünkü iki
cihânda seâdete kavuşmak,
"Ehli
sünnet" olmaya bağlıdır bu gün ancak.
Bu da, Hak
teâlânın Habîbi, Sevgilisi,
Dünyâ ve
âhiretin iyisi, efendisi,
Olan
Resûlullaha uymakla olur mümkün.
Bu da, "Ehli
sünnet"in yoludur ancak bu gün.
Mühim olan,
doğru bir îmân ve îtikâddır.
Sonra,
ibâdetleri öğrenmek ve yapmaktır.
Kalpte "doğru
îmân"ın olduğuna alâmet,
Mü’minlere
sevgidir, kâfirlere adâvet.
Çünkü “İslâm”
ve “Küfür”, zıddır birbirlerine.
Bir kalpte
biri varsa, yer kalmaz diğerine.
İki zıd şey,
bir anda, bir yerde bulunamaz.
Bunlardan biri
varsa, öteki gider, durmaz.
Bunlardan
birisine, değer ve kıymet vermek,
Olur bu,
ötekini hakâret, kötülemek.)
|