|
29
-
FEYZ
NASIL ALINIR ?
AKLI OLAN, İNANIR
"Seyyid
Muhammed Ma'sûm", büyük bir âlim zâttı.
Hem dahî
tasavvufta, sâhib-i kemâlâttı.
Pek çok
fâideliydi dersleri o büyüğün.
Şöyle buyurmuş
idi sohbetinde o bir gün:
(Dünyâ ve
âhirette, seâdete kavuşmak,
Müslümân olmak
ile müyesser olur ancak.
“Mü’min
olmak” için de, inanmak lâzım gelir.
Önce inanmalı
ki, Allah vardır ve birdir.
Görür, bilir,
işitir O her bir hadîseyi.
O yapar ve
yaratır kâinâtta her şeyi.
"Muhammed
Resûlullah", O’nun peygamberidir.
Ancak O’na
uymakla Rabbe kulluk edilir.
Öldükten sonra
tekrar, kalkılacak kabirden.
Ve öteki
âlemde, hayat var ebediyyen.
Ya “Cennet”
denen yerde, olacak sonsuz nîmet.
Yâhut da “Cehennem”de,
sonsuz azâb, eziyyet.
Bu dünyâda
yaşıyan insanlar, yüzde doksan,
Bütün
yehûdîlerle, bilcümle hıristiyân,
Hattâ bütün
dünyâda, isim yapmış kişiler,
Devlet
adamlarıyla meşhur siyâsetçiler,
Bütün fen
adamları, nice meşhur kumandân,
Berehmenler,
budistler, ateşe, puta tapan,
Kimseler,
inanır ki, “Öldükten sonra, elbet,
Tekrar
dirilmek olup, hayat var ilel ebed.
Her kişi,
ya Cennette sonsuz yaşıyacaktır.
Yâhut da
Cehennemde ebedî yanacaktır.”
Bâzı câhiller
var ki, islâmı bilmiyorlar.
Lâkin
müslümânlarla istihzâ ediyorlar.
Gündüzleri
plaj ve spor sâhalarında,
Gece, kızlı
oğlanlı otel odalarında,
Zevk ve sefâ
içinde, çalgı, oyun ve kumar,
İçki ve
eğlenceyle ömür çürütüyorlar.
Lâzım olan
parayı, hak hukuk tanımadan,
Hîleli yollar
ile topluyorlar durmadan.
Bunlar, dinsiz
olmaya, derler “İlericilik.”
Ahlâksızlığa
ise, diyorlar “Aydın gençlik.”
(Biz,
avrupalılara benziyoruz) diyorlar.
Onlara
benzemekle, iftihâr ediyorlar.
Lâkin biri
îmânlı ve nâmusluysa şâyet,
(Gerici!
yobaz!) diye ediyorlar hakâret.
Hâlbuki
avrupalı ve amerikalılar,
Allaha,
Peygambere kesin inanıyorlar.
İnandıkları
için, bunlar "akılsız" da hep,
O inanmıyanlar
mı "akıllı"dırlar acep?
Bunların
tuzağına düşenler, ne ahmaktır.
Bu, kendini
ebedî Cehenneme atmaktır.
Aklı olan,
uyarak ilim, fen ve aklına,
İnanması
gerekir Allahın varlığına.
Yâhut bütün
dünyânın inandığı şu gerçek,
“Cehennemde
ebedî yanmayı” düşünerek,
Korkup, hemen
îmâna gelmesi lâzım gelir.
Bu, “Akıllı
olma"nın îcâb ve gereğidir.
|