|
29
-
FEYZ
NASIL ALINIR ?
İSTİFÂDENİN ŞARTI
"Ubeydullah
Hakkârî", âlim ve velî bir zât.
Bir gün
sevdiklerine şöyle etti nasîhat:
(Allahü
teâlânın sevgisine kavuşmak,
“Kalb-i selîm”
sâhibi olmakla olur ancak.
Yâni “Kalp
temizliği”, bir de “İhlâs” gerektir.
Rabbimizin
sevgisi, o zaman kalbe gelir.
Kalbin
temizliği de, o Resûl’e inanmak,
Sevip, tâbi
olmakla müyesser olur ancak.
Bunu elde
etmenin birinci yolu ise,
Bir "Velî"yi
tanıyıp kavuşmaktır feyize.
Yâni hayatta
olan bir zâtı tanımaktır.
Kalbini, o
"Velî"nin kalbine bağlamaktır.
Onun
sohbetlerinde, her şeyden daha evvel,
Îmân ve
îtikâdı öğrenmektir mükemmel.
Lâkin o zât, “Hakîkî
bir velî” olmalıdır.
Zîrâ velî
olmanın alâmetleri vardır.
O kimsenin her
söz ve hareketi eğer ki,
İslâma uygun
ise, "Velî"dir elbette ki.
Böyle gerçek
bir velî bulunmazsa hayatta,
Olur vefât
eylemiş bir büyük velî zât da.
Böyle vefât
eylemiş bir "Velî" sevilirse,
Kavuşulur yine
de o velîden feyize.
Zîrâ vefât
etse de, bu ârif ve velîler,
Yine de
tâliplere feyiz verebilirler.
Ölmüş bir
evliyâdan feyz alırsa bir kimse,
O zâtın “Üveysî”si
denilir o kimseye.
Evliyânın
büyüğü "Muhammed Mâsum" dahî,
Birine mektup
yazıp şöyle buyurdular ki:
(İmâm-ı
Rabbânî’nin mezârını ziyâret,
Niyetiyle
gelmeniz, iyi olur begâyet.
O Server’in
kalbinden yayılan nûr ve feyiz,
Şimdi, onun
kabrinden yayılıyor, biliniz.
Hindistan’da
küfür ve günâhın zulmetleri,
Karartıyor ise
de gerçi rûh ve kalpleri,
Lâkin yine
buradan yayılıyor feyiz, nûr.
Nitekim “Âb-ı
hayat, zulumâtta bulunur.”
Bu gün,
Medînedeki nûr ve feyz kaynağından,
Evliyânın
kalpleri yolu ile yayılan,
Nûrların
çıktığı yer, Serhend vilâyetidir.
Burası,
Hindistan’ın sanki kalbi gibidir.
O Resûlün
mübârek kalbinden çıkan "Nûr"lar,
Şimdi, bütün
cihâna buradan yayılırlar.
Allahın
rızâsına kavuşmak için, bu gün,
Ziyâret
etmelidir kabrini bu büyüğün.
Kıymetini
bilmeyen, nîmete kavuşamaz.
Nitekim nezle
olan, misk kokusu duyamaz.
İstifâdenin
şartı, "İnanmak" ve "Sevmek"tir.
Bir de
istifâdeyi, şiddetle istemektir.)
|