|
28
-
FEYZ'İN YOLU, SEVGİDİR
EVLİYÂ, GÖZLÜK GİBİDİR
"Ahmet
Mekkî Efendi", bu son asırda gelen,
Bir islâm
âlimidir sülâle-i Resûl’den.
Kadıköy’de
müftîlik yaptığı zamanlarda,
Ben,
yardımcılığını yapmıştım yanlarında.
Bir dakîkası
bile, aslâ boş geçmiyordu.
Ya bir kitap
okuyor, ya da ders veriyordu.
"Dünyâ"ya,
zerre kadar vermezdi ehemmiyyet.
Sırf ilim
öğrenmeğe verirdi değer, kıymet.
(Mâl-ü
mülke olma mağrûr, deme var mı ben gibi?
Bir muhâlif
yel eser, savurur harman gibi.)
Bunu, Van
şîvesiyle söylüyordu çok zaman.
Sesi,
kulaklarımda çınlıyor sanki şu an.
Bir gün, bir
kimse geldi bu zâtın huzûruna.
Evliyâlık
hakkında bir suâl sordu ona.
Dedi: (Bir
evliyâyı tanıyıp da faraza,
Kalbimizi,
kalbine bağlıyacağımıza,
Niçin
Resûlullaha direkt bağlamıyoruz?
Onun kuvvetli
olan nûrunu almıyoruz?
Bu, bize daha
kolay değil midir esâsen?
Onu sevmek,
îmânın şartı değil mi zâten?)
Ona cevap
olarak, buyurdu ki: (Evlâdım!
Ondan feyiz,
nûr almak, elbette bize lâzım.
Zâten bir "Evliyâ"yı
bulup, onu tanımak,
Yâhut bir
velî zâtı düşünmek, hâtırlamak,
Yine
Resûlullahtan istifâde içindir.
Evliyâlar,
arada sanki “Gözlük” gibidir.
Yâni "Resûlullah"
ve "Allahü teâlâ"ya,
Bakmak için,
bir gözlük gibidir her evliyâ.
Zîrâ
Resûlullahı görmiyen bir kişinin,
Onu hayâl
etmesi, çok zordur onun için.
O diye,
başkasını kalbinde görebilir.
Bu da, o
kimse için gâyet tehlikelidir.
Çünkü bir
başkasını, O sanmak, küfür olur.
"Velî"yi
düşünmekte, böyle tehlike yoktur.
Bir velî'yi
düşünen, kalp gözüyle, aslında,
O velînin
kalbine bakmıştır esâsında.
Orda,
Resûlullahın nûrlu kalbini görür.
Böylece o "Server"i
yâd etmiş, anmış olur.
Bizim gibi
câhil ve gâfillerin de zâten,
"Resûl"ü
düşünmemiz, böyle olur esâsen.
İmâm-ı Gazâlî
de buyurdu ki bir kere:
(Her
müslümân, muhtâçtır mutlaka bir rehbere.)
Nasıl ki bir
tarlada, mahsûle zarar veren,
Olursa
ekseriyâ yabânî ot ve diken,
Çiftçi de,
iyi mahsûl almak için, ekserî,
Temizler
tarladaki o ot ve dikenleri.
Hak teâlâ,
kullara, yol gösteren bir rehber,
Olmak için,
onlara gönderdi bir “Peygamber”.
O vefât
edince de, Ona vekîl olarak,
“Evliyâ-yı
kirâm”ı yarattı acıyarak.
“Velî”,
Resûlullahı iyi tanıdığından,
Ve bağlandığı
için, çok feyiz alır Ondan.
Bu feyzler, o
kalpten de, muhabbetleri kadar,
Ona
bağlananların kalbine her an akar.)
|