|
28
-
FEYZ'İN YOLU, SEVGİDİR
FEYZ ALMANIN ŞARTLARI
"Ahmet
Mekkî Efendi", âlim ve velî idi.
Vaazları,
herkese pek çok fâideliydi.
İstanbul’da
Üsküdar, sonra da Kadıköy'de,
Hakîkî bir
müftîlik yaptı bütün ömründe.
Dînî bir suâl
için gelseydi biri halktan,
Hemen cevap
vermezdi bir kitâba bakmadan.
Bulurdu o
suâlin kitaptaki yerini,
Bana buyururdu
ki: (Al Fetvâ defterini).
Uzun bir
defter idi, ben alıp getirince,
O kimsenin
ismini yazdırırdı ilk önce.
Sonra da, o
suâli ve onun cevâbını,
Yazdırırdı,
fetvâyı nereden aldığını.
Yâni (Falan
kitâbın, falan sahîfesinde.)
Diye
kaydettirirdi bana her seferinde.
O "İlim
deryâsı"nın vefâtiyle berâber,
Artık
kullanılmadı fetvâ için o defter.
Zâten ufûlü
ile o "İlim güneşi"nin,
Artık gelen
olmazdı bir fetvâ almak için.
Bir gün
buyurmuştu ki: (Velî vefât edince,
Feyz vermesi
kesilmez, hattâ artar bir nice.
Ve lâkin
meyyit ile bağlılık, pek tabii,
Kolayca mümkün
olmaz diriyle olan gibi.
Kalp
hastalıklarına şifâ ve devâ olan,
Bakışı ve
sözleri, devâm etmez de ondan.
Yâni diri de
olsa, ölü de olsa "Velî",
Yine de feyz
vererek olurlar fâideli.
Lâkin diri
evliyâ, ona nasîhat eder.
Hatâsını
düzeltir, vazîfesini söyler.
Bu irtibât
olunca, sevgisi fazlalaşır.
Ondan feyz
alması da, böylece kolaylaşır.
"Ölü",
yol gösteremez, hem de bir şey diyemez.
Kusûrları
olanca, onu da bildiremez.
Böylece feyz
alması azalır, hattâ durur.
Yâni "Ölü
velî"den istifâde az olur.
Meyyitten,
rüyâ ile ders almak da, hiç olmaz.
Yâni "ilham"
ve "rüyâ", dinde senet olamaz.
Çünkü ona,
hayâl ve şeytân karışabilir.
Karışmamış
olsa da, tâbiri gerektirir.
Bir rüyâ sahîh
midir, değil mi, bilinemez.
Bu yüzden
rüyâlara, pek de güvenilemez.
Hakîkî
âlimlerin olmadığı yerlerde,
Meyyitten feyz
almaya çalışmalı elbette.
Buna kavuşmak
için, îmân, yâni îtikâd,
"Ehli
sünnet" üzere olmalı ki,
bu, ilk şart.
Sonra,
islâmiyyete sarılmalı ihlâsla.
Günâh ve
harâmlardan kaçınmalı pek fazla.
Bir çocuk, "Anası"ndan
önce fâidelenir.
Sonradan, "Babası"na
daha fazla güvenir.
Mektebe
başlayınca, sığınır "Üstâdı"na.
Bir san’ata
girince, sarılır "Ustası"na.
Aradaki
sebepler, âdet-i ilâhîdir.
Rûhun
kazançları da, aynen bunun gibidir.
Evvelâ
ana-baba, sonra bir evliyâdan,
Feyz alınır,
en sonra "Resûl-i kibriyâ"dan.)
|