ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

28 - FEYZ'İN YOLU, SEVGİDİR

FEYZ ALMANIN ŞARTLARI

 

"Ahmet Mekkî Efendi", âlim ve velî idi.

Vaazları, herkese pek çok fâideliydi.

 

İstanbul’da Üsküdar, sonra da Kadıköy'de,

Hakîkî bir müftîlik yaptı bütün ömründe.

 

Dînî bir suâl için gelseydi biri halktan,

Hemen cevap vermezdi bir kitâba bakmadan.

 

Bulurdu o suâlin kitaptaki yerini,

Bana buyururdu ki: (Al Fetvâ defterini).

 

Uzun bir defter idi, ben alıp getirince,

O kimsenin ismini yazdırırdı ilk önce.

 

Sonra da, o suâli ve onun cevâbını,

Yazdırırdı, fetvâyı nereden aldığını.

 

Yâni (Falan kitâbın, falan sahîfesinde.)

Diye kaydettirirdi bana her seferinde.

 

O "İlim deryâsı"nın vefâtiyle berâber,

Artık kullanılmadı fetvâ için o defter.

 

Zâten ufûlü ile o "İlim güneşi"nin,

Artık gelen olmazdı bir fetvâ almak için.

 

Bir gün buyurmuştu ki: (Velî vefât edince,

Feyz vermesi kesilmez, hattâ artar bir nice.

 

Ve lâkin meyyit ile bağlılık, pek tabii,

Kolayca mümkün olmaz diriyle olan gibi.

 

Kalp hastalıklarına şifâ ve devâ olan,

Bakışı ve sözleri, devâm etmez de ondan.

 

Yâni diri de olsa, ölü de olsa "Velî",

Yine de feyz vererek olurlar fâideli.

 

Lâkin diri evliyâ, ona nasîhat eder.

Hatâsını düzeltir, vazîfesini söyler.

 

Bu irtibât olunca, sevgisi fazlalaşır.

Ondan feyz alması da, böylece kolaylaşır.

 

"Ölü", yol gösteremez, hem de bir şey diyemez.

Kusûrları olanca, onu da bildiremez.

 

Böylece feyz alması azalır, hattâ durur.

Yâni "Ölü velî"den istifâde az olur.

 

Meyyitten, rüyâ ile ders almak da, hiç olmaz.

Yâni "ilham" ve "rüyâ", dinde senet olamaz.

 

Çünkü ona, hayâl ve şeytân karışabilir.

Karışmamış olsa da, tâbiri gerektirir.

 

Bir rüyâ sahîh midir, değil mi, bilinemez.

Bu yüzden rüyâlara, pek de güvenilemez.

 

Hakîkî âlimlerin olmadığı yerlerde,

Meyyitten feyz almaya çalışmalı elbette.

 

Buna kavuşmak için, îmân, yâni îtikâd,

"Ehli sünnet" üzere olmalı ki, bu, ilk şart.

 

Sonra, islâmiyyete sarılmalı ihlâsla.

Günâh ve harâmlardan kaçınmalı pek fazla.

 

Bir çocuk, "Anası"ndan önce fâidelenir.

Sonradan, "Babası"na daha fazla güvenir.

 

Mektebe başlayınca, sığınır "Üstâdı"na.

Bir san’ata girince, sarılır "Ustası"na.

 

Aradaki sebepler, âdet-i ilâhîdir.

Rûhun kazançları da, aynen bunun gibidir.

 

Evvelâ ana-baba, sonra bir evliyâdan,

Feyz alınır, en sonra "Resûl-i kibriyâ"dan.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan