ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

28 - FEYZ'İN YOLU, SEVGİDİR

TÂM İLMİHÂL SEÂDET-İ  EBEDİYYE

 

Sülâle-i Resûl’den "Ahmet Mekkî Efendi",

Gece gündüz, islâm hizmet edenlerdendi.

 

İmâm-ı Rabbânî'den sık sık bahsediyordu.

(Mektûbât kitâbını çok okuyun!) diyordu.

 

Ayrıca “Tâm İlmihâl” kitâbını da yine,

Tavsiye ediyordu sık sık sevdiklerine.

 

Hattâ kendi yanında  hep bulunduruyordu.

Ve genç müslümânlara hediye ediyordu.

 

Bir gün, akrabâsından "Fâruk bey" geldi yine.

Bir kitap yazdığını arz etti kendisine.

 

O kitâbı, matbâya verip bastırmak için,

İstedi kendisinden buna rızâ ve izin.

 

Ben dahî merak ettim ne buyuracağını.

Aynen hâtırlıyorum o günkü cevâbını.

 

Buyurdu: (Seâdet-i Ebediyye var iken,

Başka kitap yazmaya lüzum yoktur katiyyen.)

 

(Peki efendim!) dedi Fâruk bey cevâbında.

Kitâbın baskısından vazgeçmişti ânında.

 

Tâm İlmihâl” hakkında, buyurdu ki bir zaman:

(Bu kitâbı okuyan tâlihli bir müslümân,

 

Hem din bilgilerini öğrenir daha iyi.

Hem de, tanır ve sever “İmâm-ı Rabbânî”yi.

 

Kalbi Ona meyleder, yâni ona bağlanır.

Her tarafa saçtığı nûrları o da alır.

 

Sonra, olgunlaşmaya başlar o, bu feyz ile.

Ve kemâle gelir de, haberi olmaz bile.

 

Ham bir karpuz, güneşin karşısında nasıl ki,

Zamanla olgunlaşıp, tatlılaştığı gibi,

 

O da, feyizleriyle "İmâm-ı Rabbânî"nin,

Yetişip olgunlaşır, olur kâmil bir mü’min.

 

Değişiklik hisseder dünyâ görüşlerinde.

Velîleri görmeğe başlar hem düşlerinde.

 

İmâm-ı Rabbânî’yi ve başka evliyâyı,

Görür hem rüyâsında "Resûl-i kibriyâ"yı.

 

Sonra, uyanık iken evinde, işyerinde,

Onların rûhların görür "İnsan" şeklinde.

 

Konuşur, sohbet eder o rûhlar ile her gâh.

Nefsi dahî gafletten kurtulup olur âgâh.

 

Kolay ve tatlı gelir ona "abdest" ve "namâz".

Hattâ her ibâdetten alır bir lezzet ve haz.

 

Günâh olan şeylerden hoşlanmaz, nefret eder.

Ve kötü huylarını bırakır teker teker.

 

Cemiyyete, millete faydalı kişi olur.

Dünyâ ve âhirette seâdete kavuşur.

 

Evliyânın rûhları, öldükten sonra dahî,

Talebeye görünüp, feyz verir bizâtihî.

 

Fakat evliyâlardan, bu yolla istifâde,

Diri iken olandan, azdır daha ziyâde.

 

Hepsi, "ehli sünnet"tir tasavvuf büyükleri.

Bid’at sâhiplerinden gelmemiştir bir velî.

 

Vilâyetin nûrları, girmez böyle kalplere.

Buna, "bid’at zulmeti" mâni olur ilk kere.

 

Bid’at pisliklerinden olmadıkça tam halâs,

O kalp, "Yakîn nûru"yla aslâ aydınlanamaz.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan