ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

27 - DÎNİ NEREDEN ÖĞRENELİM

İŞİN BAŞI, MUHABBET

 

"Ahmet Mekkî Efendi", islâm âlimi bir zât.

O derin ilim ile, ederdi çok nasîhat.

 

Öyle tesirliydi ki vaazları, dersleri,

Hemen iknâ ederdi dinliyen kimseleri.

 

Bir derste buyurdu ki: (Kalpler, ileticidir.

Fosforlu madde gibi, yâhut “Ayna” gibidir.

 

Aldığı feyizleri, karanlık gönüllere,

Saçarak, aydınlatır ve nûr yayar her yere.

 

İbâdet ve takvâsı, artar ise ne kadar,

Kalbinin alacağı nûr miktarı da artar.

 

Fakat bu feyizleri çok alabilmek için,

Bir "Velî"yi sevmesi lâzımdır o kişinin.

 

Hizmetinde bulunup, gönlünü kazanırsa,

Daha çok feyiz alır rızâsını alırsa.

 

Kalp”, göğsün solundaki et parçası değildir.

O, hayvanlarda da var, ona, “Yürek” denilir.

 

İnsana mahsus olan kalbe, “Gönül” diyoruz.

Onu, tesirleriyle anlıyor, biliyoruz.

 

Bugün, "Elektrik" de, göz ile görünmüyor.

Lâkin tesirleriyle açıkça biliniyor.

 

Meselâ ampüllerde saçıyor parlak ışık.

Ampulde olduğunu anlıyoruz apaçık.

 

Hâlbuki elektrik, kuvvettir, yer kaplamaz.

Yâni madde olmayıp, mekânı, yeri olmaz.

 

Bunun gibi “Kalp” denen o görünmez kuvvet de,

Madde olmadığından, yer kaplamaz elbette.

 

Lâkin onun, yürekte görünür eserleri.

Onun için deriz ki: “Yürektir kalbin yeri.”

 

Elektrik ceryânı, bir yerden  başka yere,

İletiliyor bugün yine “bakır tel” ile.

 

Radyo vericisiyle, alıcısını, her an,

Elektromanyetik dalgalardır bağlıyan.

 

Kalpleri birbirine bağlayın bağ da tektir.

O da, o büyüklere “Sevgi ve muhabbet” tir.

 

Bir insan, bir  "Velî"yi görerek, konuşarak,

Yâhut kitaplarını, edeble okuyarak,

 

Onun, islâmiyyete tam bağlı olduğunu,

Ve onda, "deryâ gibi ilim" bulunduğunu,

 

Anlayıp, hayrân olur ahlâkına, hâline.

Onu sevip, kalbini bağlar onun kalbine.

 

Yalnız sıfatlarını sevmek, kâfî değildir.

Bizâtihî kendini sevmesi lâzım gelir.

 

Çünkü böyle sıfatlar, münâfık kimselerde,

Bulunabilir hattâ mason ve kâfirde de.

 

Bir “Mürşit” olduğunu anlayıp onun elbet,

Kendisini görmekten, alır bir haz ve lezzet.

 

Hattâ görmeyince de, getirip hayâline,

Onu düşünmekten de, büyük zevk alır yine.

 

Ne kadar çok severse, o kadar feyiz gelir.

Zîrâ feyzin kanalı, "Muhabbet" ve "Sevgi"dir.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan