|
27
- DÎNİ NEREDEN ÖĞRENELİM
EVLİYÂNIN KALPLERİ
"Abdülbâkî
Efendi", âlim ve velî bir zât,
Veriyordu
gençlere çok öğüt ve nasîhat.
Bir gün, “İhlâs”
hakkında buyurdu ki: (Müslümân,
Herşeyi,
"Allah için" yapmalıdır her zaman.
Bir ihlâs ki,
zahmetle, geçici kalbe gelir,
Böyle ihlâs
sâhibi kullara “Muhlis” denir.
Bu ihlâs, kısa
süre, zorlukla hâsıl olur.
Kalpte bir
miktar durup, daha sonra kaybolur.
Devâmlı mevcut
olup, değilse ara ara,
Daha kıymetli
olup, “Muhlâs” denir bunlara.
"Muhlâs" olan
kimseye, tatlı gelir ibâdet.
Günâh ve
harâmlarsa, çirkin gelir begâyet.
Çünkü
nefislerinin arzusu tükenmiştir.
Şeytânın
vesvesesi, artık sona ermiştir.
İşte böyle "İhlâs"tır
insanı kurtaracak.
Bu da, bir
evliyânın kalbinden gelir ancak.
Şimdi
biliyoruz ki, “Ültraviyole” denen,
"Şuâ"lar,
mikropları öldürüyor tamâmen.
Ve
sanatoryumlarda "şuâ" uygulanıyor.
Veremli
hastaların tedâvîsi oluyor.
Yâni
ültraviyole ışın zerrecikleri,
Nasıl
temizliyorsa "Veremli" ciğerleri,
"Kalp,
Gönül" aynasını temizliyen, parlatan,
Kalbi,
hastalıklardan kurtaran, aydınlatan,
"Şuâlar" da
vardır ki, kalplerden akıp gelir.
Bu şuâlara
dahî, “Nûr” veyâ “Feyiz” denir.
Kalbin
hastalığı da, nefse boyun eğerek,
Harâmları
beğenip, düşkün olmasıdır pek.
Nasıl
ültraviyole ışınları, bilhassa,
"Güneş"ten
ayrılarak her yere yayılırsa,
Nûr ve
feyizlerin de saçıldıkları kaynak,
"Evliyâ-yı
kirâmın kalpleri"dir muhakkak.
Evliyânın
kalpleri, ondördüncü “Ay” gibi,
Aldığı
feyizleri saçıyor pek tabii.
Ay, "Güneş"ten
aldığı ışıkları saçıyor.
Böylece
dünyâmızı gece aydınlatıyor.
Velîlerin
kalbi de, "Allahın Habîbi"nden,
Yâni Onun nûr
saçan o mübârek kalbinden,
Yayılan o
nûrlarla feyzleri almaktadır.
Ayna gibi,
onları, cihâna yaymaktadır.
Lâkin "Evliyâ"
öldü, hepsi toprak altında.
Yeri
bilinemiyor bugün bulunanın da.
Fakat insan
ölünce, rûh ölmez, gerçek budur.
Bedenden
kurtulunca, daha da kuvvet bulur.
"Elektromanyetik
dalgalar" heryerde var.
Lâkin
olamıyoruz biz onlardan haberdâr.
Bunları almak
için bir "Alıcı âlet"e,
Meselâ bir “Radyo”ya
ihtiyâç var elbette.
"Nûr
şuâları" dahî, her yerde bulunuyor.
Fakat
bunlardan dahî haberimiz olmuyor.
İşte bu
nûrları da almak için, bir "âlet",
"Alıcı bir
kuvvet"e ihtiyâç vardır elbet.
Bu alıcı
kuvvete, “Kalp” veyâ “Gönül” denir.
Kalbi temiz
olanlar, bunları alabilir.)
|