|
27
- DÎNİ NEREDEN ÖĞRENELİM
RÂHAT YAŞAMAK İÇİN
Allah
adamlarından "Mehmet Tâhir Efendi",
Zamânının en
büyük din âlimlerindendi.
Tasavvuf
yolunda da gelmiş idi kemâle.
Geçti bütün
hayâtı, ilmî iştigâl ile.
Çok
istifâdeliydi vaazları, dersleri.
Zulmetten
hidâyete çekti çok kimseleri.
Bir gün de
buyurdu ki: (Dünyâda, her kişinin,
Sağlam, râhat,
neş’eli yaşamaları için,
Yine âhirette
de, ne ki âfiyet verir,
Bu faydalı
şeylerin hepsine “Nîmet” denir.
Çok fazla
olduğundan Allahın merhameti,
Yarattı
kullarına gerekli her nîmeti.
Lâkin nasıl
bunlardan istifâde edilir?
Peygamberleri
ile bunları bildirmiştir.
Onlara
gönderdiği semâvî kitaplarda,
Bu bilgiler
vardır ki, “Din” denir bunlara da.
Kâfir veyâ
müslümân, buna kim uysa eğer,
Dünyâda onun
ömrü, huzûr içinde geçer.
Nasıl
eczânelerde var ki bir çok ilâçlar,
Hepsinin
kutusunda, bir “Târifnâmesi” var.
Târifesine
göre kullanan, fayda görür.
Yoksa, fayda
yerine zarar görür ve ölür.
Kur’ân-ı
kerîme de her kim uygun yaşarsa,
Onun
nîmetlerinden fayda görür hülâsa.
Dünyâ ve
âhirette râhat yaşamak için,
Önce “Îmân
etmesi” lâzım gelir kişinin.
Îmân eden bir
kimse, harâmdan da kaçarsa,
Ona “Müslümân”
denir, ibâdet de yaparsa.
Îmân, altı
esâsa inanmakla berâber,
Her emir
yasağa da inanmak îcâb eder.
Hakîkî
müslümândan, râzıdır Hak teâlâ.
Öyle olmak
için de bir müslümân, evvelâ,
“Ehli
sünnet” üzere, doğru inanmalıdır.
İbâdetleri
dahî ihlâsla yapmalıdır.
Böyle olan
kulları, Allah seveceğini,
Kalplerine,
dünyâda "feyiz" vereceğini,
Yine âhirette
de, bunlara sevap, ecir,
İhsân
edeceğini vâdetti, bu "müjde"dir.
“İbâdet”,
emirleri yapmaktır tam olarak.
“Takvâ” ise,
harâmdan kaçınmaktır korkarak.
Bir de “İhlâs”
vardır ki, bu dahî her bir işin,
Yapılması
demektir sâdece "Allah için".
Başka bir
maksat ile yapılırsa eğer iş,
O takdirde bu
olur "riyâ", yâni "gösteriş".
Böyle
ibâdetlere, verilmez ecir, sevap.
Ve hattâ günâh
olup, yapılır acı azâb.
"Bid’at
sâhipleri"yle, günâh işliyenlerle,
Arkadaşlık,
komşuluk, yapar ise bir kimse,
Zamanla
kalbindeki o ihlâsı bozulur.
Hattâ kara
lekeler ve zulmet hâsıl olur.
"İhlâslı
kişiler"le görüşürse bir insan,
Bulaşır ona
dahî, onun bu ihlâsından.
Bugün
kurtulmanın da, bir tek çâresi vardır.
O da,
kurtulanlarla birlikte bulunmaktır.)
|