ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

27 - DÎNİ NEREDEN ÖĞRENELİM

RÂHAT YAŞAMAK İÇİN

 

Allah adamlarından "Mehmet Tâhir Efendi",

Zamânının en büyük din âlimlerindendi.

 

Tasavvuf yolunda da gelmiş idi kemâle.

Geçti bütün hayâtı, ilmî iştigâl ile.

 

Çok istifâdeliydi vaazları, dersleri.

Zulmetten hidâyete çekti çok kimseleri.

 

Bir gün de buyurdu ki: (Dünyâda, her kişinin,

Sağlam, râhat, neş’eli yaşamaları için,

 

Yine âhirette de, ne ki âfiyet verir,

Bu faydalı şeylerin hepsine “Nîmet” denir.

 

Çok fazla olduğundan Allahın merhameti,

Yarattı kullarına gerekli her nîmeti.

 

Lâkin nasıl bunlardan istifâde edilir?

Peygamberleri ile bunları bildirmiştir.

 

Onlara gönderdiği semâvî kitaplarda,

Bu bilgiler vardır ki, “Din” denir bunlara da.

 

Kâfir veyâ müslümân, buna kim uysa eğer,

Dünyâda onun ömrü, huzûr içinde geçer.

 

Nasıl eczânelerde var ki bir çok ilâçlar,

Hepsinin kutusunda, bir “Târifnâmesi” var.

 

Târifesine göre kullanan, fayda görür.

Yoksa, fayda yerine zarar görür ve ölür.

 

Kur’ân-ı kerîme de her kim uygun yaşarsa,

Onun nîmetlerinden fayda görür hülâsa.

 

Dünyâ ve âhirette râhat yaşamak için,

Önce “Îmân etmesi” lâzım gelir kişinin.

 

Îmân eden bir kimse, harâmdan da kaçarsa,

Ona “Müslümân” denir, ibâdet de yaparsa.

 

Îmân, altı esâsa inanmakla berâber,

Her emir yasağa da inanmak îcâb eder.

 

Hakîkî müslümândan, râzıdır Hak teâlâ.

Öyle olmak için de bir müslümân, evvelâ,

 

Ehli sünnet” üzere, doğru inanmalıdır.

İbâdetleri dahî ihlâsla yapmalıdır.

 

Böyle olan kulları, Allah seveceğini,

Kalplerine, dünyâda "feyiz" vereceğini,

 

Yine âhirette de, bunlara sevap, ecir,

İhsân edeceğini vâdetti, bu "müjde"dir.

 

İbâdet”, emirleri yapmaktır tam olarak.

“Takvâ” ise, harâmdan kaçınmaktır korkarak.

 

Bir de “İhlâs” vardır ki, bu dahî her bir işin,

Yapılması demektir sâdece "Allah için".

 

Başka bir maksat ile yapılırsa eğer iş,

O takdirde bu olur "riyâ", yâni "gösteriş".

 

Böyle ibâdetlere, verilmez ecir, sevap.

Ve hattâ günâh olup, yapılır acı azâb.

 

"Bid’at sâhipleri"yle, günâh işliyenlerle,

Arkadaşlık, komşuluk, yapar ise bir kimse,

 

Zamanla kalbindeki o ihlâsı bozulur.

Hattâ kara lekeler ve zulmet hâsıl olur.

 

"İhlâslı kişiler"le görüşürse bir insan,

Bulaşır ona dahî, onun bu ihlâsından.

 

Bugün kurtulmanın da, bir tek çâresi vardır.

O da, kurtulanlarla birlikte bulunmaktır.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan