ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

27 - DÎNİ NEREDEN ÖĞRENELİM

NİÇİN GERİ KALDIK?

 

"Ahmet Mekkî Efendi", bir islâm âlimiydi.

Vaaz ve sohbetleri, pek çok fâideliydi.

 

Hizmetim nasîb oldu benim de kendisine.

Zîrâ maiyyetinde çalıştım iki sene.

 

Müftülük koltuğuna, oturmazdı kat’iyyen.

Derdi ki: (Bu makâma, hiç lâyık değilim ben.)

 

Kenar sandalyelerde dâimâ otururdu.

(Ben, adam kıtlığında bir müftîyim) diyordu.

 

Tevâzû, büyüklüğün nişânıdır ki zâten,

Bu, Onun kemâlini gösterirdi esâsen.

 

Bir gün buyurdular ki: (Hakîkî din âlimi,

Eskiden, her tarafta bulunurdu dâimî.

 

İmâm-ı Gazâlî” ve “İmâm-ı Rabbânî”ler,

İslâm âlimlerinin yıldızlarıdır birer.

 

Yalnız "din ilmi" değil, "Fen" ilimlerinde de,

Mütehassıs idiler hepsi devirlerinde.

 

Dünyânın döndüğünü, maddenin yapısını,

Keşfettiler Ay ile Güneş tutulmasını.

 

Hem “Dünyâ yuvarlaktır” deyip, isbâtladılar.

Ve batıdan doğuya döndüğünü yazdılar.

 

O gün Avrupalılar, “Dünyâ düzdür” diyordu.

Etrâfı, duvar ile çevrili biliyordu.

 

O zaman müslümânlar, Sincar denen sahrâda,

Meridyen”i keşfedip, ölçtüler onu hattâ.

 

Hâlbuki "Newton" ile "Galile" ve "Kopernik",

Dünyânın döndüğünü bizden öğrendiler ilk.

 

Bu öğrendiklerini açıkça söyleyince,

Onların bu sözleri “Suç” sayıldı hemence.

 

Bu sebeple "Galile", papazlar tarafından,

Muhakeme edilip, haps olundu o zaman.

 

Lâkin müslümânların bu ilerlemeleri,

Tanzîmât”la durdu ve gidemedi ileri.

 

Zîrâ medreselerde, çok kuvvetli olarak,

Önce “Fen bilgileri” okunurdu muhakkak.

 

"Mason Reşit paşa"nın, ingiliz sefiriyle,

Birlikte yaptıkları Tanzîmât fermânı'yle,

 

Bu dersler kaldırıldı artık medreselerden.

Maksat, din adamları "bilgisiz" olsun hepten.

 

Hâlbuki fen dersleri varken medreselerde,

Seçkin "din adamları" yetişirdi her yerde.

 

Keşifler yapıyordu o zaman müslümânlar.

Önderlik ediyorduk dünyâya o zamanlar.

 

Nasıl ki "fen dersleri" kalktı medreselerden,

Câhil "din adamları" yetişti bu yerlerden.

 

Ve durunca bizdeki o keşif ve buluşlar,

Batılılar, doğuyu geçmeğe başladılar.

 

O hâlde dînimizi, o "büyük âlimler"in,

Kitaplarına bakıp öğreneceğiz ilkin.

 

Zîrâ din bilgileri, ya âlimin kendinden,

Yâhut da öğrenilir onun eserlerinden.

 

Ehli sünnet” denilen bu yüce insanların,

Yazdıkları kitaplar okunursa bihakkın,

 

Hem doğru öğrenilir "Din" ve "Fen" bilgileri.

Hem de okuyanların temizlenir kalpleri.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan