|
27
- DÎNİ NEREDEN ÖĞRENELİM
DÎNİ NEREDEN ÖĞRENELİM?
"Yûsüf Ziyâ
Bosnavî", âlimdi zamânında.
Huzûra
kavuşurdu herkes onun yanında.
Ona, bir dînî
suâl olsaydı eğer soran,
Hemen cevap
vermezdi, bir kitâba bakmadan.
O birgün
buyurdu ki: (Bu din, ilim dînidir.
“Ben
müslümânım” diyen, dînini bilmelidir.
Bunu
bildirmektedir yine Resûlullah da.
Şöyle
buyurmuşlardır eshâbına bu bâbta:
(Nerede
ilim varsa, orada islâmiyyet,
İlimsiz
yerde ise, kâfirlik vardır elbet.)
O hâlde
dînimizi nereden öğrenelim?
Her önüne
gelenden öğrenilir mi ilim?
Saf ve temiz
gençleri aldatmak için çıkan,
Türlü yalanlar
ile, çala kalem yazılan,
Çok "kitaplar"
vardır ki, içi zehir saçıyor.
Okuyan
kimselerin, îmânını çalıyor.
Ve yine
dinsizlerin, para kazanmak için,
Yâhut da
papazların, islâmı yıkmak için,
Parlak
kelimelerle yazdığı kitaplar var.
Mutlaka
zehirlenir bunları okuyanlar.
Bu gibi
neşriyâtlar, çok zararlıdır elbet.
Öğrenilebilir
mi bunlardan islâmiyyet?
Meselâ ağrı
olsa "göz"ünde bir kişinin,
Kime mürâcât
eder, o kimse bu iş için?
Hâkime,
avukata, öğretmene mi gider?
Yoksa, bir "tabîb"e
mi gidip bunu arz eder?
Elbette bir "tabîb"e
gidip söyler derdini.
Tam ehlinden
öğrenir derdinin çâresini.
Dînini,
îmânını öğrenmek istiyen de,
Ehline
gitmelidir bunun için elbette.
Gitmeyip bunun
için hâkime, avukata,
Gider tam
mütehassıs "din âlimi" bir zât'a.
Bu din
mütehassısı acabâ nerde vardır?
Beyrut’ta,
Sûriye’de, yoksa Irak’ta mıdır?
Hayır, böyle
âlimler kalmadı esâsında.
Din
mütehassısları, şimdi "toprak altında".
Hakîkî din
âlimi olmak için, bir adam,
"Fen"
ve "Edebiyât"ta bilgi sâhibidir tam.
“Kur’ân-ı
kerîm” ile “hadîs-i şerîf”lerin,
Mânâlarında
dahî bilgisi vardır derin.
Tam mâhirdir
islâmın "yirmi ana ilmi"nde.
Ve bilir tâlî
olan “seksen din ilmi”ni de.
Vâkıftır dört
mezhebin ince konularına.
Varmıştır
bunda hattâ “İctihâd” makâmına.
“Vilâyet-i
hâssa-i Muhammediyye” diye,
Ermiştir
tasavvufta en yüksek mertebeye.
Bugün, âlim
geçinen kimseler çoktur, fakat,
Yoktur bu
vasıflarda din âlimi böyle zât.)
|