ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

26 - KİMLER SONSUZ YANACAK

ADÂLETE BAKINIZ!

 

"Hasan Hamdi Efendi", Âlim ve velî idi.

Dersi ve sohbetleri pek çok fâideliydi.

 

Bir gün buyurdular ki: (İslâma, tam hakkıyla,

Uyanın, ömrü geçmez dertle ve hastalıkla.

 

Hastalık çeken varsa eğer müslümânlardan,

Yaşamadığındandır islâmı muntazaman.

 

O “Ölüm hastalığı”, herkese gelecektir.

Velâkin bu hastalık, mü’min için nîmettir.

 

Müjde habercisidir âhiret seferinin.

Alârm işâretidir “İstiğfâr etmek” için.

 

Hastalıklar, ölüme bahânedir, sebeptir.

Her eceli gelene, çok zaman bir dert gelir.

 

(Ecel geldi cihâna, baş ağrısı bahâne.)

Diye atasözü de söylenir bu meâlde.

 

Bugün, islâmiyyete karşı duran insanlar

Temizlik” yolundan da hiç saldıramıyorlar.

 

Tâbiîn-i kirâmdan nitekim bâzı gençler,

Sahâbe-i kirâmı ziyârete geldiler.

 

Dediler: (Hak teâlâ, sizleri çok seviyor.

Kur’ân-ı kerîminde sizi çok methediyor.

 

Bize, bunun sırrını söyleyin de bilelim.

Biz de öyle yaparak, böyle çok sevilelim.)

 

Dediler: (Allah bizi seviyor, bu hakîkat.

Çünkü biz, temizliğe ederiz fazla dikkat.)

 

Hak teâlâ, Kur’ânda açıkça bildiriyor:

(Temiz olan kulları severim) buyuruyor.

 

Nitekim müslümânlar, câmilere, evlere,

Ayakkabılarıyla hiç girmezler bir kere.

 

Her evde hamam olur, az bile pislik olmaz.

Onun için mikrop ve hastalık hiç bulunmaz.

 

Fransızların, meşhur o “Versay sarayı”nda,

Bir hamam yok, kâfirler pis oluyor aslında.

 

Yine islâmiyyete karşı olan insanlar,

Ahlâk” açısından da hiç saldıramıyorlar.

 

Dînimiz, baştan başa "ahlâk" ve "fazîlet"tir.

Dost düşmân, bu husûsu herkes söylemektedir.

 

Hattâ islâmiyyette var ki öyle "adâlet",

Buna, kâfirler bile ediyorlar çok hayret.

 

Meselâ ikiyüz yıl öncesine âit bir,

Mahkemenin zabtında şöyle denilmektedir:

 

Bursa-Altıparmak'ta, bir gurup müslümânlar,

Bir arsa üzerine, câmi yaptırıyorlar.

 

O yer, yehûdîlerin arsası imiş fakat.

Bu yüzden, etmiyorlar bu işe muvâfakat.

 

Diyorlar: (Arsa bizim, câmi yapamazsınız.)

Müslümânlar diretip, diyorlar ki: (Yaparız.)

 

Onlar da mahkemeye mürâcât ediyorlar.

Kadıya, (Bu câmiyi yıktırınız!) diyorlar.

 

Bu iş araştırılıp, deniyor ki hülâsa:

(Evet, yehûdilere âittir işbu arsa.)

 

Karar veriliyor ki: (O câmi yıkılarak,

Verilsin sâhibine, boş bir arsa olarak.)

 

Câmi yıktırılıyor, hem de hiç îtirâzsız.

Ve teslim ediliyor, adâlete bakınız!)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan