|
25
- CENNET GİRMEK İÇİN
KÖR
GÖREMEZSE...
"Osmân Nûrî
Efendi", buyurdu ki: (Allahın,
Yarattığı her
şeyde, bir âhenk vardır bakın.
Sayılmıyacak
kadar çoktur bu âhenk, nizâm.
Sonra, yine
sayısız varlıklar var muazzam.
Bunların, “Tesâdüfen”
olduğunu söylemek,
Câhilce bir
söz olup, mantıktan uzaktır pek.
Bu hususta,
bir misâl vermemiz gerekirse,
O zaman şu
misâli verelim şimdi size.
“On taş”
alıp, hepsine, bir numara yazalım.
Sonra da bu
taşları, bir torbaya atalım.
Numaralı on
taşı, o torbadan, bu sefer,
Çekmeye
çalışalım, sırayla birer birer.
Önce bir,
sonra iki, sonra üç, dört, beş, altı,
Yedi, sekiz,
dokuz, on numaralı taşları,
Çekmeye
çalışalım böyle peşi peşine.
Bozulursa,
atalım yine torba içine.
Bu on taşı,
sırayla çıkarmak ihtimâli,
“On
milyarda bir”dir ki, bir düşünün bu hâli.
On taşın, peş
peşe ve sıra ile hülâsa,
Dizilme
ihtimâli bu kadar az olursa,
Kâinâtta
bulunan bunca âhenk ve düzen,
İhtimâl var
mıdır ki, olsunlar tesâdüfen?
Bir başka
misâl daha vereyim ki ben size,
Meselâ,
daktiloda hiç yazmamış bir kimse,
Daktilo
tuşlarına, tesâdüfî beş sefer,
Yâni gelişi
güzel, rastgele bassa eğer,
Beş harfli bir
“Kelime” yazılır ki o anda,
İşte bunun,
Türkçe'de, yâhut başka lisânda,
Bir mânâya
gelmesi ihtimâli var mıdır?
Var ise, bu
ihtimâl, acabâ binde kaçtır?
Yine gelişi
güzel tuşlara basmak ile,
Yazılmak
istenseydi, yine “kısa bir cümle”,
Mânâsı olur
muydu yazılan bu cümlenin?
Biraz aklı var
mıdır, buna “Olur” diyenin?
Rastgele “bir
sahîfe mânâlı yazı” yazmak,
İstense, ne
derece mümkündür bunu yapmak?
Ve yine, bu
tuşlara basmak ile, rastgele,
Bir “küçük
kitap” yazmak istense idi hele,
Bu kitâbın,
belli bir konusu olma hâli,
Olur muydu hiç
bunun imkân ve ihtimâli?
Buna dahî bir
kimse, eğer ki “Olur” derse,
Akıllı denilir
mi, böyle diyen kimseye?
Demek ki bu
kâinât, bir âhenk ve bir nizâm,
İçinde
yaratılmış eserlerdir muazzam.
Hepsi, ince
hesapla ayakta durmaktadır.
Elbette bu
şeylerin bir "Yaratan"ı vardır.
Bu, her şeyi
bilen ve her şeye gücü yeten,
“Allahü
teâlâ”dır, olur mu tesâdüfen?
Allah’ın
varlığına, sâdece bunlar değil,
Her şey, O’nu
gösteren bir burhandır ve delîl.
Her şey, O’na
işâret etmektedir âşikâr.
Lâkin kör
göremezse, güneşin ne suçu var?)
|