ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

23 - BİR REHBERE KAVUŞMAK

ALLAH, SENİ SEVİYOR MU?

 

"Necîbüddîn Şîrâzî", büyük âlim ve velî.

Sohbeti, insanlara olurdu fâideli.

 

O, bir gün buyurdu ki: (Bir kimse etse merak.

Ki, (Beni seviyor mu, acabâ cenâb-ı Hak?)

 

Baksın her gün yaptığı işlere, amellere.

Sevip sevmediğini, anlasın buna göre.

 

Fâidesiz şeylerle uğraşıyorsa şâyet,

Bilsin ki sevmiyordur, budur ona işâret.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Hayırlıysa bir kimse,

Hak teâlâ o kulu, "Hayr"a eder vesîle.

 

Mü'minler arasında, varsa sevgi, muhabbet,

İşte odur Allah'ın en sevdiği ibâdet.

 

Ve hattâ bu muhabbet, şartıdır "Îmân"ın da.

Yâni bu şart yok ise, yok olur o îmân da.

 

Nasıl vakit girmesi, şart ise namâz için,

İki şarta bağlıdır, îmânı da kişinin.

 

Birincisi şudur ki: "Can boğaza gelmeden,

Allah ve Peygambere inanmaktır önceden."

 

Çünkü perde kalkınca, her şey olur âşikâr.

O zaman inansa da, edilmez hiç îtibâr.

 

Çünkü inanmamıştı Peygamberin sözüne.

Hakîkati görünce, inandı gördüğüne.

 

Fir'avn da, boğulurken, kalktı gözden perdesi.

(İnandım!) dediyse de, olmadı fâidesi.

 

Öbür şart, "Hubbu fillâh", hem de "Buğdu fillâh"tır.

Yâni sırf Allah için sevip düşmân olmaktır.

 

Îmânın altı şartı, geçerli olmak için,

Lâzımdır bu iki şart, doğrusu budur işin.

 

Bir mü'min, bir mü'mine, sırf müslümânlığından,

Ötürü buğz ederse, o, olamaz müslümân.

 

Kavga edecekseniz, edin siz kendinizle.

Sakın bir müslümâna bakmayın "yan göz" ile.

 

Şudur ki günâhlardan, en bayağı ve çirkin,

Mü'mine, nefret ile bakmasıdır kişinin.

 

Başını seccâdeden hiç kaldırmasa bile,

Hak eder Cehennemi, bu büyük günâh ile.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Çok sakının “Küfür”den.

Zîrâ küfrün cezâsı, yanmaktır ebediyyen.

 

Mü'minin çok günâhı olsa da, o gün yine,

Kalmaz sonsuz azâbta, îmânı hürmetine.

 

Ebedî seâdete kavuşabilmek için,

Îmân ile” ölmesi lâzım gelir kişinin.

 

Birinin çok nâdide, inci mücevherleri,

Olursa,  koyacak yer bulamaz o şeyleri.

 

Hırsız çalmasın diye, arar türlü çâreler.

Hattâ kaçar uykusu bu yüzden çok geceler.

 

İşte “Îmânımız” da böyle çok kıymetlidir.

Onu korumak için, tir tir titremelidir.

 

Eğer islâmiyyeti iyi bilirse insan,

Getirmez îmânına aslâ zarar ziyân.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan