|
23
- BİR REHBERE KAVUŞMAK
BİR
REHBERE KAVUŞMAK
"Fahreddîn-i
Irâkî", hâl ehli, velî bir zât.
Tesirli
sözleriyle, ederdi çok nasîhat.
Bir gün de
buyurdu ki: (“Kibir”, bir felâkettir.
Gadab-ı
ilâhî'nin, gelmesine sebeptir.
"Îmân
etmeme"nin de temelinde bu vardır.
Hattâ her
iyiliğe, bu mâni olmaktadır.
Îmânı olsa
bile, yapmıyorsa ibâdet,
Sâhibinin
kibrine, bu da eder delâlet.
Kalbinde,
zerre kadar kibir olan kimseler,
Cehennemde
yanmadan, Cennete giremezler.)
Derdi ki:
(Kavuşursa bir kişi tek bir şeye,
O, kavuşmuş
demektir, bütün güzel şeylere.
Hakîkî bir “Mürşid”e
kavuşsa biri eğer,
Ona, maddî
mânevî gelir her iyilikler.
Çünkü "olgun
mürşid"e kavuşmakla o adam,
Dînin
emirlerine uymaya kavuşur tam.
Yâni
islâmiyyete, uymuş olur her işte.
Bütün
seâdetlerin başı da, budur işte.
Her amelde,
islâma edince tam riâyet,
Bilcümle
insanlar da, severler onu gâyet.
Çünkü o,
insanları bırakarak bir yana,
Çevirmiştir
gönlünü, sâdece Allah'ına.
Her bir
ihtiyâcını, Sâhibinden ister hep.
O’ndan gayri
kimseden, hiç bir şey etmez talep.
Çünkü Rabbi
iledir her bir işi mutlaka.
Yalnız O’na
güvenir, îtibâr etmez halka.
Herkes Onu
methetse, yâhut övmese de hiç,
Duymaz o bu
şeylerden, bir üzüntü ve sevinç.
Çünkü iyi
bilir ki, methetse de bu gün halk,
Yârın, hiç
belli olmaz, söver düşmân olarak.
Kimin, Rabbin
emrine tam ise ittibâsı,
Onun,
insanlarla da iyi olur arası.
Kâmil bir
müslümânda, iki zînet bulunur.
Bunlardan biri
"Edeb", diğeri "Tevâzû"dur.
İnsanlar, edeb
ile Allah'a yaklaşır hep.
Vâsıl
olamamıştır, O’na hiçbir bî-edeb.
Peygamberlerden gayri, hiç kimsenin, elbette,
Garantisi
yoktur ki, kurtulsun âhirette.
Hem çok "korkmak"
gerekir, hem de "ümitli olmak".
Ancak böyle
mümkündür, âhirette kurtulmak.
Mutlak "Emîn
olmak" yok, mutlak "Ümitsizlik" de.
Müsâvî
olmalıdır, her ikisi birlikte.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Bu dünyâ, sanki "Hayâl".
Yakında,
âhirete edeceğiz intikal.
Zîrâ ecel,
kimseye, vakit bildirmemiştir.
Yâni, "Erken
veyâ geç gelirim" dememiştir.
Nefesler
sayılıdır, tükenir bir gün elbet.
Huzûr-u
ilâhîye çıkacağız âkıbet.
"Serî-ül
hesap" tır ki Hak teâlâ hem dahî,
Gâyet çabuk
görülür, hesâbımız vallahi.)
|