ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

23 - BİR REHBERE KAVUŞMAK

BİR REHBERE KAVUŞMAK

 

"Fahreddîn-i Irâkî", hâl ehli, velî bir zât.

Tesirli sözleriyle, ederdi çok nasîhat.

 

Bir gün de buyurdu ki: (“Kibir”, bir felâkettir.

Gadab-ı ilâhî'nin, gelmesine sebeptir.

 

"Îmân etmeme"nin de temelinde bu vardır.

Hattâ her iyiliğe, bu mâni olmaktadır.

 

Îmânı olsa bile, yapmıyorsa ibâdet,

Sâhibinin kibrine, bu da eder delâlet.

 

Kalbinde, zerre kadar kibir olan kimseler,

Cehennemde yanmadan, Cennete giremezler.)

 

Derdi ki: (Kavuşursa bir kişi tek bir şeye,

O, kavuşmuş demektir, bütün güzel şeylere.

 

Hakîkî bir “Mürşid”e kavuşsa biri eğer,

Ona, maddî mânevî gelir her iyilikler.

 

Çünkü "olgun mürşid"e kavuşmakla o adam,

Dînin emirlerine uymaya kavuşur tam.

 

Yâni islâmiyyete, uymuş olur her işte.

Bütün seâdetlerin başı da, budur işte.

 

Her amelde, islâma edince tam riâyet,

Bilcümle insanlar da, severler onu gâyet.

 

Çünkü o, insanları bırakarak bir yana,

Çevirmiştir gönlünü, sâdece Allah'ına.

 

Her bir ihtiyâcını, Sâhibinden ister hep.

O’ndan gayri kimseden, hiç bir şey etmez talep.

 

Çünkü Rabbi iledir her bir işi mutlaka.

Yalnız O’na güvenir, îtibâr etmez halka.

 

Herkes Onu methetse, yâhut övmese de hiç,

Duymaz o bu şeylerden, bir üzüntü ve sevinç.

 

Çünkü iyi bilir ki, methetse de bu gün halk,

Yârın, hiç belli olmaz, söver düşmân olarak.

 

Kimin, Rabbin emrine tam ise ittibâsı,

Onun, insanlarla da iyi olur arası.

 

Kâmil bir müslümânda, iki zînet bulunur.

Bunlardan biri "Edeb", diğeri "Tevâzû"dur.

 

İnsanlar, edeb ile Allah'a yaklaşır hep.

Vâsıl olamamıştır, O’na hiçbir bî-edeb.

 

Peygamberlerden gayri, hiç kimsenin, elbette,

Garantisi yoktur ki, kurtulsun âhirette.

 

Hem çok "korkmak" gerekir, hem de "ümitli olmak".

Ancak böyle mümkündür, âhirette kurtulmak.

 

Mutlak "Emîn olmak" yok, mutlak "Ümitsizlik" de.

Müsâvî olmalıdır, her ikisi birlikte.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Bu dünyâ, sanki "Hayâl".

Yakında, âhirete edeceğiz intikal.

 

Zîrâ ecel, kimseye, vakit bildirmemiştir.

Yâni, "Erken veyâ geç gelirim" dememiştir.

 

Nefesler sayılıdır, tükenir bir gün elbet.

Huzûr-u ilâhîye çıkacağız âkıbet.

 

"Serî-ül hesap" tır ki Hak teâlâ hem dahî,

Gâyet çabuk görülür, hesâbımız vallahi.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan