|
22
- BÜYÜKLER, AZ KONUŞUR
YÂRIN ÇOK GEÇ
"Ebû
Muhammed Râzî", âlim ve evliyâdır.
Kalplere tesir
eden, nasîhatleri vardır.
O, bir gün
buyurdu ki: (Büyüklerin feyzleri,
Kalpten kalbe
akarak, aydınlatır her yeri.
Alabilmek için
de o feyzleri kalbine,
"Muhabbet"
lâzım gelir, onların herbirine.
Birisini
sevmemek, hepsini sevmemektir.
Bu da, o
feyizlerden, mahrum olmak demektir.
Ayrıca, iyi
kötü, kâfir veyâ müslümân,
Hüsnü zan
etmeliyiz her kişiye, her zaman.
"Ben
filândan iyiyim", yâhut "Şu kul ne âdî."
Şeytân, böyle
diyerek kovulmuştur ebedî.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Bu dünyâ, imtihândır.
Gâfil
olmıyalım ki, yârın çok geç zamandır.
Bu günden
yapalım ki ne yapacaksak eğer,
Zîrâ "Yârın
yaparım" diyenler ziyân eder.
Bugün her bir
hesâbı, yârına göre yapmak,
Felâketin
başıdır, ölüm var çünkü mutlak.
Şu geçen
dakîkalar, belki “Son” ânımızdır.
Belki şu
kıldığımız, en “Son” namâzımızdır.
Çünkü âhiret
ile, bir kaç sâniye kadar,
Aramızda, çok
kısa, gâyet az bir zaman var.
Nitekim bir “Zelzele”
olacak olsa bu gün,
Bir anda,
âhirette oluruz hep topyekün.
Can vermemek
için de bir çok "kul hakları"yle,
Helâllaşmak
gerekir, her kişi birbiriyle.
Bu dünyâ önce
yoktu, sonra da yok olacak.
İki yok
arasında, bir hayattır bu ancak.
Bir şeyin
olacağı, "Muhakkak" ise eğer,
Onu "Oldu"
bilmeli, zamanlar çabuk geçer.
“Ölüm”
de, insan için mutlaka gelecektir.
Öyleyse onu
şimdi, “Geldi” bilmek gerektir.
Tâbiîn-i
izâm'ın, en yükseği olan zât,
Yâni “Veysel
Karânî”, buyurur şöyle bizzât:
(Yattığında, ölümü, yastığın altında bil.
Kalkınca da
karşında, o senden uzak değil.)
Bir gün de
buyurdu ki: (Müslümân, tembel olmaz.
Çalışır, mal
kazanır, ama gönül bağlamaz.
Resûlullah, bu
bâbta şöyle buyurmaktadır:
(Bu gün,
ümmetim için fakirlik hayırlıdır.
Ama âhir
zamanda gelen ümmetim için,
Zenginlik
seâdettir), doğrusu
budur işin.
Dînini
muhâfaza etmek için, müslümân,
Muhtâç
olmamalıdır kimseye hiç bir zaman.
Rızkın onda
dokuzu ticârettedir, ama,
Yaparken,
düşmemeli bir günâh ve harâma.
Bütün
ibâdetlerin, onda dokuzu ise,
"Helâlden
yemek"tir ki, bu lâzım önce bize.
Elbisenin
düğmesi, harâmdan olsa şâyet,
Kabûl olmaz,
onunla yapılan bir ibâdet.)
|