|
22
- BÜYÜKLER, AZ KONUŞUR
SEVMENİN ALÂMETİ
"Ebül Abbâs
Seyyârî", hâl ehli derin âlim.
Kulları irşâd
için, hizmet etti her dâim.
Herkes, "güler
yüzü"yle tanıyordu bu zâtı.
Tatlı ve
tesirliydi, öğüt ve nasîhatı.
Bir gün
talebesine, şöyle etti nasîhat:
(İslâma hizmet
için, üç vasıf olması şart.
Evvelâ "Güler
yüzlü, tatlı dilli" olmaktır.
Bu, muvaffak
olmakta, en büyük vâsıtadır.
İkincisi "Cömertlik",
cimri hizmet edemez.
Zîrâ nefse
düşkündür, başkasını düşünmez.
"Tam
ihlâslı olmak”tır, hizmette üçüncü şart.
Yâni
beklememektir kimseden bir menfaat.
Zerre kadar
karşılık beklerse buna dâir,
On para bile
etmez, zîrâ bu, ticârettir.
Kim ki
islâmiyyeti dökerse ticârete,
Dünyâ ve
âhirette, düşer bir felâkete.
“Hizmet”,
vermekle olur, almakla değil zinhâr.
Sahâbe,
canlarını verip şehîd oldular.
Bu uğurda can
vermek, en büyük rütbe, şeref.
Din, ihlâslı
olmaktır, budur gâye ve hedef.
Bir avuç az
bir arpa verseydi eğer eshâb,
Öyle alırlardı
ki bundan ecir ve sevap,
Başkaları
verseydi, dağlar kadar altını,
Alamazlardı
bunun yüzde bir sevâbını.
Çok yakındı
Allah'a çünkü eshâbı kirâm.
Olmuştu
ihlâsları hepsinin olgun ve tam.
Bir bardak su
içine, bir damla düşse “İdrar”,
Artık pis
olmuştur ki, içilmez o su zinhâr.
İşte hâlis
niyete, çok az da bir “Dünyâlık”,
“Menfaat”
karışırsa, on para etmez artık.
Maddede ve
mânâda, temizlik pek iyidir.
Her şeyin saf
ve temiz olanı kıymetlidir.)
Bir günkü
vâzında da buyurdu: (Ey insanlar!
Size, “Sevmek”
hakkında diyeceğim sözler var.
“Sevmek”
demek, "itâat demek"tir sevdiğine.
Yâni "Peki"
demektir, Onun her bir emrine.
Sevmenin
alâmeti, “Söz dinlemek”tir elbet.
Eğer
dinlemiyorsa, yalandır o muhabbet.
“Allahü
teâlâ”yı kim seviyorsa eğer,
O’nun
emirlerine harfiyyen boyun eğer.
Yâni farzları
yapıp, kaçınır her günâhtan.
Harâmlar
karşısında, hayâ eder Allah'tan.
Yine “Resûlullah”ı
severse biri şâyet,
Onun
emirlerini, severek yapar elbet.
Yâni her
sünnetine, sarılır seve seve.
Gönlü hiç râzı
olmaz, bir mekrûh işlemeye.
Her kim de, “Üstâd”ını
seviyorsa eğer ki,
Onun herbir
sözüne, uyar o elbette ki.
Yorum, te'vîl
yapmadan uyar her dediğine.
Eğer yorum
yaparsa, uymuş olur kendine.)
|